Modern yaşam tarzının bizlere getirmiş olduğu yenilik ve faydaların ötesinde bu yeni yaşam tarzının beraberinde getirdiği ve dikkat edilmesi gereken belli başlı risk alanları bulunuyor. Her ne kadar sağlığıkta artan risk faktörlerine maruz kalınsa da gelişmekte olan tanı ve tedavi teknolojileri uzun ve sağlıklı bir yaşamın anahtarını sunuyor. GE ise dünyada ve Türkiye’de bu alanda çalışan en büyük firmalar arasında geliyor. Kardiyoloji çözümleri hakkında hospitalmanager Dergisi’ne bilgiler veriyor.

Dünya genelinde kalp ve damar hastalıkları en ciddi sağlık sorunlarının başında geliyor. Dolayısıyla erken teşhis ve tanının; kalp hastalıklarının bakım ve tedavi süreçleri için gün geçtikçe önem kazandığı da görülüyor. DSÖ verilerine göre; 2020’de dünyada tüm ölümlerin yüzde 36’sının kalp damar hastalıklarına bağlı olacağı bekleniyor. Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verileri ise; toplam ölümlerin içinde kalp hastalıklarının payının gittikçe artma eğiliminde olduğunu gösteriyor.¹

GE Sağlık Türkiye Genel Müdürü Yelda Ulu Colin, “Kalp ve damar hastalıklarının, birçok farklı hastalık grubunu altında barındıran son derece geniş bir alan” olduğunu söyleyerek, bu grupların başında koroner kalp hastalıkları, serebrovasküler hastalıklar, hipertansiyon, periferik arter hastalığı, romatizmal kalp hastalıkları, konjenital kalp hastalıkları, kalp yetmezliği ve kardiyomiyopatileri geliyor” diyor ve projeksiyonu şöyle çiziyor: “Global anlamda hastalığın sergilemiş olduğu artışın paralelinde Türkiye’de önümüzdeki yıllarda koroner kalp hastası sayısının iki kat artış göstererek 5 milyonunüzerine çıkması bekleniyor. Bu bilgilere istinaden, gerek bilim adamları gerekse sağlık endüstrisi, kalp damar hastalıklarına büyük ilgi duyuyor ve her gün bu hastalıkların tedavisine yönelik yeni gelişmeler kaydediliyor. Günümüzde koroner arter hastalığı bulunan insanlarda koroner kan akımını düzenlemeye yönelik olarak, intrakoroner balon uygulamaları, stent ve baypas operasyonu gibi ileri düzey tedaviler dünya genelinde başarıyla uygulanıyor.” ²

GE Sağlık’ın gücünü ileri teknoloji medikal sistemler ve toplam çözüm anlayışından aldıklarının altını çizen Yelda Ulu Colin, “Marka ve ekip olarak, sunduğumuz her tür hizmette kalite anlayışı ve klinik anlamda yenilikçi çözümler üretmek daima birincil önceliğimiz” diyor ve GE’nin kardiyoloji/kalp ve damar konularındaki çözümlerinden bahsediyor.

EKG cihazları

Teşhis ve tanı süreçlerinin başlangıç noktası olan EKG’den bahsederek sözlerine giriş yapan Yelda Ulu Colin, “Sinyal kalitesi, doğru ve hassas ölçüm, elde edilen veriler, bu verilerin kullanımı ve veri aktarımı gibi sebeplerden ötürü çok önemli” diyor ve anlatıyor: “GE Sağlık EKG Cihazları yani MAC Serisi; her hasta tipi için kullanılabilen, kullanım alanı ve farklı kullanıcı ihtiyaçlarına hitap eden geniş bir portföyden oluşuyor.”

Holter çözümleri

Teşhiş ve tanı süreçlerinde diğer bir unsurun ise hasta takibi ve analizi olduğunu ifade eden Colin, “Kalp aktivitelerinin takip edilmesi ve kayıt altına alınması bu sebeple önemli. Takip ve kayıt süreçlerinde kullanılmak üzere sunduğumuz holter çözümlerimizde; kesinlik, hız ve kullanım kolaylığı temel unsurlardır” diyor ve holter hakkında şu bilgileri veriyor: “Diğer kardiyoloji çözümlerimizde olduğu gibi, holter sistemlerimiz de; her hasta tipinde ve farklı sağlık hizmeti sağlayıcılarında rahatlıkla kullanılabiliyor. Holter sistemlerimiz yani MARS ve Cardioday; en temel ve standart klinik özelliklerden, en gelişmiş parametre ve ölçümlere kadar kullanılabilecek algoritma ve donanıma sahip.”

MUSE’nin özellikleri

Kardiyak bilgi ve yönetim sistemleri hakkında da bilgi aldığımız Yelda Ulu Colin şu özelliklerinden bahsediyor: “MUSE; hasta bilgilerini, elde edilen tüm verileri ve yapılan analizlerini bir araya getiren ve hastane sisteminize direkt bağlanabilen bir bilgi yönetim çözümüdür. ECG, Stres, holter iş akışlarını, bilgilerini eksiksiz ve hızlı bir şekilde aktarıyor, kağıtsız yönetim ve otomasyon sağlıyor. MUSE, karar destek ve karar verme süreçlerinin hızlanmasına, tüm bilgilerin güvenli ve gizli bir şekilde kayıt altında tutulmasına yardımcı oluyor.”

BT Anjiyo

GE’nin geniş teknoloji ve çözüm portföyünün kardiyovasküler alanda EKG ve IT çözümlerin ötesinde BT, anjiyografi ve ultrason teknolojilerini de kapsadığını söyleyen Yelda Ulu Colin çok kesitli BT anjiyo teknolojisi ile birlikte hastalığın tanı ve teşhisi için önemli birçok ölçümü rahatlıkla yapılabildiklerini ifade ediyor ve bunların başında gelenleriyse şöyle sıralıyor:
• Koroner arter anomalilerinin (doğumsal bozukluklar) değerlendirilmesi,
• Atipik göğüs ağrısı olan hastaların non invaziv testlerinde şüphe olan hastalar,
• Klinikle uyumsuz ya da şüpheli test sonuçları (eforlu EKG, talyum, ekokardiyografi),
• Stres testi sonucu pozitif çıkan düşük riskli hastalar,
• Hafif-orta derece koroner kalsiyum skoru olan semptomatik hastalar,
• Stent açıklığının değerlendirilmesi,
• Greft değerlendirilmesi,
• Konvansiyonel anjiyografi yapılmasına olanak olmayan hastalarda uygulanabilmesi.

Tek atımda darlık analizi

Yelda Ulu Colin, günümüz teknolojisinde koroner arter damar darlık analizlerinin saniyeler içerisinde yapıldığı tüm konvansiyonel teknolojilerin daha ötesinde Revolution CT, koroner damar darlıklarının tek kalp atımında incelenebildiği ileri teknolojiyi kullanıcılara ve hastaların hizmetine sunduklarını söylüyor ve şu kıyaslamada bulunuyor: “Şu ana kadar gelinen noktada, çok düşük radyasyon dozunda ve kalp damar darlık analizlerinin tek atımda yapılabilmesi için sağlanması gereken şartlar önemliydi. Tek atımda Koroner BT anjiyografi için nabzın 60-65 atım/dakika altında olması, aritmi durumunun olmaması ve hastaların belli bir kilonun altında olması en önemli kriterlerdi. Ancak bu şartların sağlandığı durumlarda düşük doz olarak tabir edilen tek atımda koroner BT anjiyografi incelemeleri gerçekleştirilebilir durumdaydı. Bu şartların sağlanamadığı durumlarda ise konvansiyonel BT çekim teknikleri uygulanmak zorunluydu. Böylece yüzde 15’lik bir koroner BT anjiyografi hasta grubuna düşük doz uygulamalar kapsamı dışında kalmaktaydı.

Revolution CT teknolojisin de ise daha önce yapılması mümkün olamayan ve zorlu koroner BT anjiyografi incelemeleri tek kalp atımında yapılabiliyor.”

Colin bu hasta gruplarını ise şu şöyle sınıflandırıyor:
• Pediyatrik vakalarda kalp anomalileri,
• Aritmi problemi olan kardiyak vakalar,
• TAVI (Aorttan geçerek kalp kapakçığı yerleştirme planlaması),
• Önceleri obezite nedeni ile tek atımda anjiyo çekimi uygun görülmeyen koroner BT anjiyo vakaları,
• Fonksiyonel koroner analiz gerekli olan vakalar,
• Betabloker ile dahi kalp hızının düşürülemediği hasta grubu.

Yelda Ulu Colin yukarıdaki belirtilen vakalarda dahi “tek kalp atımında ve düşük doz” koroner BT anjiyografi incelemelerini gerçekleştirebilen Revolution CT’nin artık radyoloji departmanlarında yerini almasıyla beraber son durum hakkında ise şunları aktarıyor: “Revolution CT gerek dedektör yapısı ve gerekse yüksek temporal ve uzaysal çözünürlük değerleri ile tüm koroner BT anjiyografi vakalarını tek atım ve düşük dozda yapabilen teknolojiyi bünyesinde barındırıyor. Gemstone dedektörde kullanılan materyal BT dedektör materyali olarak kullanılmaya başlanan yeni bir materyal. Gemstone dedektörlerin görüntüleme sırasında kullanılan x-ışınına duyarlılıkları konvansiyonel teknolojilere göre, Primary Speed olarak en az 100 kat ve afterglow süreleri en az 4 kat daha hızlı.”

Solda koroner arter stent içerisinde daralma teşhisi, Gemstone dedektör ile yüksek çözünürlükte değerlendirilebiliyor

 

 

İmaj kalitesi

Gemstone dedektör sadece koroner damardaki analizi değil daha önce stent uygulaması yapılmış hastalarda ve stent içi görüntülemede de yüksek imaj kalitesine sahip. Gerek uzaysal çözünürlük gerekse temporal rezolüsyon ile koroner BT anjiyografi dedike bir sistem olarak tasarlanan ve kullanıma sunulan Revolution CT’nin barındırdığı ileri teknolojiyi 3 ana grupta tanımlamak mümkün:
• 512 kesitli BT sistemi olarak tasarlanan Revolution CT, 160 mm dedektör kapsama genişliği ile BT teknolojisinde elde edilebilen en geniş kapsama alanına sahip ve Gemstone yapıdadır.
• 0.23 mm uzaysal rezolüsyon ile tüm rutin incelemeler dahil olmak üzere yüksek çözünürlüklü HD imajları raporlanabilmektedir.
• Revolution CT, 29 milisaniye temporal rezolüsyon değerine sahiptir. Bu sayede koroner BT anjiyografi çekimlerini harekete bağlı görüntü bozulmalarından bağımsız gerçekleştirebilme yeteneğine sahiptir.

Daha güvenli BT çekimleri yapılabiliyor

Revolution CT ile özel çekim protokolleri ile birlikte 70KV ile yapılabilen pediatrik çekimlerin hasta güvenliğini üst düzeye taşıdığına da dikkat çeken Yelda Ulu Colin, “Bu sayede yüksek kalitede görüntüler çok daha düşük x-ışını uygulamaları ile birlikte gerçekleştirilebiliyor” diyor ve hasta güvenliği açısından şu özelliklerine değiniyor: “Revolution CT üzerinde yer alan ASiR-V ile konvansiyonel teknolojilere göre yüzde 82’ye varan doz azaltımı sağlanıyor. 3D doz modülasyon yazılımları ise hasta vücut yoğunluğuna göre X-ışını seviyesini otomatik olarak ayarlıyor. Revolution CT’yi konvansiyonel teknolojilerden ayıran en önemli donanımsal özelliklerden biri 3D kolimatör sistemi. Saçılan radyasyonu minimize eden 3D kolimatör sistemi görüntü kalitesini arttıran ve bu sayede çok daha az x-ışını ile daha yüksek kalitede görüntü elde edebilmeyi sağlayan yeni nesil bir tasarım.” Radyologların radyasyon dozunu azalttıkları durumda bile zengin görüntüleme elde edebildiklerini bildirdiği Revolution CT hakkında dünyadan uzman görüşler ise şöyle:

Doz azalsa da zengin görüntüleme sağlanabiliyor

Batı Avustralya Sağlık Sistemi için üretilen ilk Revolution CT, Batı Avustralya halk sağlığı sisteminde Aralık 2016’da Royal Perth Hastanesi’nde kuruldu.

Dr. Kay-Vin Lam: “Düşük dozda tarama yapmamıza rağmen mükemmel görüntü kalitesi elde ediyoruz. Düşük doz herkes için önemlidir. Kümülatif olduğu için dozu mümkün olduğu kadar azaltmak istiyoruz. Ben de artık bazı durumlarda daha önce kullandığım dozun yüzde 1’lik kısmını kullanarak tarama yapabiliyorum. Artık ultra düşük dozda BT akciğer taraması adını verdiğimiz işlemi yapabiliyorum. Bu, bir akciğer grafisinde kullanılan radyasyonuna eş değerdir ve muhtemelen bana 50 kat daha fazla bilgi sağlıyor.”

Kardiyologlar Revolution CT’yi çok sevdi

Dr. Arun Abraham: “İşleri hızlıca halletmeniz ve bu işlemi hareket eden bir organ üzerinde gerçekleştirmeniz gerektiği için kardiyak BT, BT teknolojisini uygulamanın en zor olduğu alan olmuştur. Bu tarayıcı temelde birçok soru işaretini ortadan kaldırdı. Yaptıklarımızı değiştirmedi, ancak her şeyi çok daha kolay hale getirdi. Düzensiz kalp atışları ve düzensiz kalp ritimleri olan hastalar, uzun süre nefesini tutmada zorlanan hastalar gibi genel olarak karşılaştığımız kısıtlamalar bu cihazla tarihe karıştı. Rotasyonunun hızlı olması ve buna ilaveten üstün bir hacim kapsama özelliğine sahip olması sayesinde, Revolution CT hareketli organların taranmasını çok daha kolay bir hale getirdi. Bunun yanı sıra, tarayıcıya yerleşik olan tescilli GE SnapShot Freeze teknolojisinin sağladığı ek güvenlik önlemlerine de sahibiz. Gerekirse, taramadan sonra koroner hareketi düzeltmemize olanak sağlıyor. Tarama sırasında sahip olduğumuz medikal fizikle ilgili avantajlara ek olarak taramadan sonra görüntüyü iyileştirme imkanına da sahibiz. Bu, kameranın odaksonrası işleviyle ilgili bir kavramdır ve görüntü öncesinde ve sonrasındaki hareketleri tespit ederek koroner arterlerle sınırlı olan hareketlere akıllı bir biçimde uyum sağlar. Bu cihaz, oldukça etkili otomatik tarama özelliklerine sahip. Son on yılda, kardiyoloji alanında bu derece gelişme kaydeden başka hiçbir teknoloji yok. Bunu kendi uzmanlık alanım için söyleyebilirim.”

Periferik uygulamalara yönelik Vessel Assist

GE Sağlık’ın kardiyovasküler alana dedike anjiyografi çözümleri, farklı vaka gruplarına özel geliştirilmiş sofistike yazılımları tıp dünyasına ve hastalara sunduğunu da belirten Yelda Ulu Colin bu yazılımlardan öne çıkan örneklerin başında Vessel Assist ve Evar Assist’in geldiğini söylüyor ve şu bilgileri veriyor: “Kronik total oklüzyonlar, endovasküler girişim gerçekleştiren hekimlerin karşılaştığı lezyonların önemli bir kısmını oluşturur. Koroner dolaşımın aksine, bu oklüzyonlar genellikle uzundur ve diğer karmaşık özellikler ile ilişkilidir. Bu lezyonlarla ilgili iki temel konu, intimal anjiyografik başarının ve uzun süreli tedavi etkililiğinin güvenli bir şekilde sağlanabilirliğidir. Perkütan tekniklerin kullanımı, geleneksel olarak stenoz veya total oklüzyonlar gibi belirli anatomik alt gruplarla sınırlıdır. Ancak, tel teknolojisinde, yeniden giriş kateterlerinde, alternatif geçiş araçlarında ve aterektomi cihazlarındaki son gelişmeler bu zorlu hastalık alt grubuna yönelik girişimsel tedavi araç ve yöntemlerini arttırmıştır. Periferik CTO olgularında, VESSEL ASSIST çözümü kompleks endovasküler Kronik Total Oklüzyon (CTO) vakalarını planlamaya ve yönlendirmeye yardımcı olan sezgisel ve hassas bir çözümdür. Damarların ve kemiklerin otomatik segmentasyonu ve damar oklüzyonu boyunca eksen (centerline) izleme özellikleri sayesinde preoperatif BT veya MR görüntüleri üzerinde hızla planlama yapılabilir. Bu preoperatif BT/MR görüntüleri ile canlı floroskopik görüntü üzerindeki eksen izleme rehberliğinin birleşimi sayesinde, uzmanlar daha fazla kontrast madde eklemeden rekanalizasyon yapılacak bölgenin ve yeniden giriş alanının mükemmel bir görüntüsüne sahip olur. VESSEL ASSIST, 3D hacimlerden doğru damar ölçümleri elde edilmesinin yanı sıra kolay ve doğru anatomi segmentasyonu sağlar. Aynı zamanda sunduğu gelişmiş 3D yol haritası ve frontal ya da lateral düzlemlerde sağladığı zenginleştirilmiş gerçeklik özellikleri sayesinde kateterin güvenle yönlendirilmesine olanak tanır.”

EVAR ASSIST

Abdominal aort anevrizması (AAA), başta infrarenal ve aorto-iliak arterler olmak üzere abdominal aortun lokalize olarak şişmesi veya anormal genişlemesidir. AAA, aterosklerozun neden olduğu dejenerasyonla ilişkilidir, ancak travma, kistik medial nekroz, arterit, sifiliz ve kalıtsal bağ dokusu bozuklukları gibi başka nedenler de olabilir. AAA’lar, 65 yaşın üstündeki beyaz erkeklerde görülür; kadınlarda daha az yaygındır. Sigara, en önemli risk faktörü olarak kabul edilir. Yırtılma nedeniyle ölüm oranı yüksek olup zamanında tespit ve onarımı son derece önemli kılar. Tespit etmek zor olabilir. Çoğu AAA asemptomatiktir. Sıklıkla, başka nedenlerden dolayı gerçekleştirilen röntgen taramalarında tespit edilirler.

AAA’ları onarmak için en yaygın yöntemlerden ikisi geleneksel açık cerrahi ve EVAR’dır. Cerrahi prosedürde, anevrizma duvarları sentetik bir graft ile değiştirilir. Abdominal endovasküler anevrizma onarımı (EVAR), abdominal aort anevrizmalarının (AAA) onarımına yönelik majör açık cerrahi yerine tercih edilen minimal invaziv bir alternatiftir ve bu yöntem iyileşme sürelerinin kısalmasıyla ve potansiyel olarak sağkalım oranlarının artmasıyla sonuçlanır. EVAR prosedüründe, kasıkta küçük insizyonlarla anevrizmaya bir stent graft yerleştirilir. Son birkaç yıldır stent-graft teknolojisinde önemli gelişmeler olmuştur ve aort hastalığının tedavisinde optimum stent-graft kullanımına yönelik anlayışın gelişmesi sağlanmıştır. Abdominal aortun endovasküler anevrizma onarımı (EVAR), abdominal aort anevrizması (AAA) stent graftı kullanılarak gerçekleştirilir. AAA stent, anevrizma içine yerleştirilerek hastanın vaskülatüründe kan akışı için kalıcı, alternatif bir kanal sağlanır, böylece anevrizmal keseyi kan akışından ve basıncından hariç tutar ve anevrizma duvarlarının yırtılmasını önler.

Günümüzde ileri teknoloji ürünü gelişmiş ekokardiyografi cihazlarının olması hekimlere zaman kazandırırken, patolojik durumların incelenmesinde hız ve doğru bilgi edinmelerine yardımcı olur. Sistemlerin üzerinde bulunan gelişmiş algoritmalar sayesinde; kalbin duvar hareketlerini sadece görsel değil sayısal olarak da değerlendirmek mümkün olabilir.

Ekokardiyografi, kısaca eko veya kalp ultrasonu, ses dalgaları kullanılarak kalbin ve kalp içinde hareket halindeki kanın görüntülenmesi ve incelenmesi yöntemidir. Kalp ve ilgili dokulara çarpıp geri yansıyan dalgalar, prob (transdüser) vasıtası ile algılanır ve sistem içerisinde işlendikten sonra ekranda kalbin görüntüsü oluşturulur. Bu görüntü ile kalbin anatomik yapısı, kapakçık hareketleri, kan akımı gerçek zamanlı olarak değerlendirilebilmektedir.

Bir kısa hikaye: “Biri ışıkları mı yaktı?”
Minik kalplerin sağlığı yeni yazılıma emanet

Barselona’daki Vall d’Hebron Hastanesi’nin pediatrik kardiyoloji bölümünün başkanı Dr. Ferran Rosés i Noguer, son on yılını minik hastalarının kalplerini daha sağlıklı hale getirmek için yeni yöntemler bulmaya adadı. Bu on yılın ardından bulduğu yeni ultrason yazılımı ise David gibi doğuştan kalp kusurlarıyla doğan minik hastalarının tedavisinde devrim yarattı. David, doğumundan çok kısa süre sonra kalp ameliyatı geçiren minik bir hasta. Ameliyat son derece başarılı geçmişti ve her şey yoluna girmiş gibi gözüküyordu. Ancak birkaç gün sonra Kardiyak Yoğun Bakım Servisi’nde işler kötüye gitmeye başladı. David’in ateşi çıkmaya başlamıştı ve enfeksiyon belirtileri gösteriyordu. Rosés, David’in kalbini daha yakından incelemek için GE Sağlık’ın Vivid E95 ultrason sistemini, kendi geliştirdiği yeni ve güçlü yazılımla birlikte kullandı. Görüntü kalitesi ve çözünürlüğü üst düzeydi. Bu sayede kalbi daha önce hiç görmediği gibi görebildi. Rosés gördüğü görüntüden “Sanki birisi içeride ışıkları açmış gibiydi” diye bahsediyor.

Geliştirilen yazılım sayesinde ultrason cihazı standart yazılıma göre saniyede 300 kare daha fazla görüntü gösteriyordu. Bu öylesine fark yaratıyordu ki doktorlar ultrason cihazıyla kalbe giden hücreleri bile görebiliyordu. Kalp, özellikle de bu yaştaki hastalarda her istediğinizde açıp bakabileceğiniz bir organ olmadığı için bu derece gelişmiş ultrason cihazları doğru tanı konulmasında önemli bir rol oynuyor.

Referanslar
(1),(2): Türkiye Kalp ve Damar Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı Eylem Planı (2015-2020)