-Ayşenur Asuman Uğur

İlaç sektörü denilince akla ilk gelen liderlerin başında geliyor Güldem Berkman. Uzun yıllar Novartis’te Türkiye Ülke Müdürlüğü göreviyle beraber yurt dışı ayaklı birçok üst düzey kademelerde de görev alan Berkman şu anda Amgen Türkiye Genel Müdürü. “Kadın liderler” özel sayımız için hospitalmanager Dergisi’ne açıklamalarda bulunan Berkman, “Bir kadın olarak sağlık alanındaki yöneticiliğimde kesinlikle bir avantaj ya da dezavantaj yaşamadım” diyor ve ekliyor: “Ben bile inanamıyorum ancak kendime hiçbir zaman bir kariyer planlamadım. Sadece yaptığım işi elimden gelen en iyi şekilde yapmaya büyük özen gösterdim. İşinizi severek ve büyük gayret göstererek yapınca bununla birlikte gelen başarı sizi daima daha yukarılara taşıyor.”

Başarılı kadınların birçok özelliğinden sadece biri, başarının maddiyatın da ötesinde olduğunu bilmeleri. Tabii ki para onlar için de önemli olabilir ama onun da ötesinde uğraştıkları işten duydukları tatmin bunun da ötesinde. Gerektiğinde gülen ve gerektiğinde ağlayabilen başarılı kadınlar da çok çalışıyor ama gerektiğinde dinlenmesini de biliyor. Bu kadınlardan biri de Amgen Türkiye Genel Müdürü Güldem Berkman. Sözlerine, sağlık alanındaki yöneticiliğinde kesinlikle bir avantaj ya da dezavantaj yaşamadığını belirterek başlıyor. Berkman, “Ben bile inanamıyorum ancak kendime hiçbir zaman bir kariyer planlamadım. Sadece yaptığım işi elimden gelen en iyi şekilde yapmaya büyük özen gösterdim. İşinizi severek ve büyük gayret göstererek yapınca beraberinde gelen başarı sizi daima daha yukarılara taşıyor” diyor ve devam ediyor: “İyi bir üniversiteyi bitirmek ya da güçlü teknik bilgilere sahip olmak yararlı, ancak tek başına yeterli değil. Kariyerime adım atarken öğrenmeye çok meraklı oluşumun ve öğrenme kabiliyetimin beni iyi bir yere taşıdığını düşünüyorum. Yeni şartlara uyum sağlayabilmenin yolu da yeni şeyler öğrenmekten geçiyor.”

Çeşitlilik kazanıyor

Hem kadın hem de erkek yöneticilerin bir arada olduğu yapılarda her zaman çeşitliliğin kazandığına da vurgu yapan Güldem Berkman, “Amgen’de her rol ve Amgen’ın her üyesi bizim için önemli ve değerli. Farklı geçmişlere sahip, yetenekli ve kararlı insanları bünyemize dahil edebiliyor, saygıyı, bireysel sorumluluğu teşvik eden ve çeşitliliğe değer veren bir ortam sunabiliyoruz” açıklamasında bulunuyor. Güldem Berkman mesleğini sevmesindeki önemli etkenleri ise şöyle anlatıyor: “İlaç sektöründe insan hayatına dokunan bir iş yapıyoruz. Geliştirdiğimiz tedavilerle insanların yaşam kalitelerini yükseltiyor ve ciddi hastalıklarla mücadelelerinde onların yaşamına destek oluyoruz. Hayatın bu kadar içinde ve insanların yaşamlarında bu denli pozitif etki üreten bir iş yapma fırsatına sahip olduğumdan dolayı büyük memnuniyet duyuyorum.”

Dünyanın en kötü şartları da olsa çıkış yolunu bulmaya çalışırım

Güldem Berkman, kadın profesyonellere ve kariyer yapmak isteyen diğer tüm profesyonellere önerilerinde ise önceliği, “Çözüm odaklı ve pozitif olmaya verin” diyor. Dayanıklılığın da önemine dikkat çeken Berkman, “Dünyanın en kötü şartları da olsa bir şekilde çıkış yolunu bulmaya çalışırım” sözüyle mücadelesinin boyutunu da bir yönüyle anlatıyor. Güldem Berkman, “Daima doğal, olduğu gibi bir yönetici olmanızı öneririm. İşleri kendi tarzınızı da ortaya koyarak yapmanız, kendinizden bir şeyler katarak özgün ve kaliteli işler çıkartmanız sizleri daha iyi yerlere taşıyacaktır. İhtiyaçları doğru anlayıp, buna göre doğru hizmetleri ve çözümleri sunmanın önemine inanıyorum” sözleriyle kadın yöneticiler için önerilerini sunuyor.

Biyoteknoloji beni heyecanlandırıyor

Profesyonel ve sosyal çalışmaları hakkında da bilgi veren Berkman, Amgen ve genel olarak biyoteknoloji/ ilaç endüstrisi mensuplarının profesyonel gelişimi ve toplumsal ilerleme konularında müthiş bir kararlılık taşıdığının altını çiziyor ve “Amgen’de biyoteknoloji alanında yeni ilerlemelere tanık olmaktan heyecan duyuyorum ve bu ilerlemelerin hastalar için tıp uygulamalarını değiştirmeye devam edeceğini öngörüyorum” diyerek heyecanını paylaşıyor. Güldem Berkman sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ciddi hastalıklara önemli yöntemlerle çözüm üretme ve önleme yönünde fırsatların artmasıyla birlikte biyoteknoloji tarihinde heyecan verici bir dönemde bulunuyoruz. Kimyasal ilaçların yetersiz kaldığı ciddi hastalıkların tedavisinde biyoteknolojik tedavilerin çığır açmakta olduğunu gördükçe yaptığım işten daha da heyecan duyuyorum. Teknolojinin ve bilimin böylesine içinde olmak çok güzel. Hele ki ben ve Amgen’deki arkadaşlarım gibi bunu insanların hayatını iyileştirmek için kullanabiliyorsanız bu daha da güzel bir duygu.”

İhtiyaç sahibi kadınlara destek olacağım

Aktif profesyonel kariyerini sonlandırdıktan sonra kendine çizeceği yoldan da bahseden Güldem Berkman ihtiyaç sahibi kadınlara destek olabileceği bir işte çalışmak istediğini belirtiyor ve devam ediyor: “Kadınların ekonomik hayata daha fazla katılımlarını sağlamak benim öncelikli kişisel hedeflerim arasında. Bu konuda çok daha fazla destek olabileceğim bir işle uğraşmak beni kişisel olarak mutlu edecek.”

Ailem her şeyden önce gelir

Yoğun tempo içinde ailesine ve kendine yeterince zaman ayırabiliyor mu? “İş hayatında başarılı olmak elbette önemli ancak hayatım iş ve özel hayatımın bütünü” diyen Berkman anlatmaya devam ediyor: “Sadece işle ilgilenmek saplantılı bir kendini kanıtlama savaşı gibi geliyor bana. Mesela benim için ailem her şeyden önce gelir. Ne kadar önemli bir toplantıda olursam olayım oğlum aradığı zaman mutlaka izin isteyip onunla ilgilenirim.”

Yağlı boya tablolar yapıyorum

Zamanı doğru yönetmenin önemine de dikkat çeken Güldem Berkman, “İş ve özel yaşam dengesini kurabilmek için de zamanı doğru yönetmenin önemine inanıyorum. Edindiğim deneyimlerde kadınların aynı anda birçok işi başarıyla yürütmeye yatkın oldukları izlenimini edindim. İşim ve ailemle kurduğum dengede hobilerime de vakit ayırmaya özen gösteriyorum” açıklamasında bulunuyor.

Kendisini besleyen ve iyi zaman geçirmesine yardımcı olan aktivitelerden de bahsederek sözlerini sonlandırıyor: “Düzenli olarak spora gidiyorum. Uzun yıllar profesyonel olarak voleybol oynadığım için sporun her türünü çok severim. Ailemle birlikte çıktığımız tatillerde kayak ve sörf yapma fırsatı buluyorum. Resme karşı büyük merakım var. Yağlı boya tablolar yapıyorum. Şiir yazmayı çok severim. Hatta eşimle birlikte yazdığımız bir şiir kitabımız var. Sanatla uğraşmak beni çok dinlendiriyor.”