Sağlık Profesyonellerinin Dergisi
24 Ağustos 2026


Bu içerik Nuclear Medicine Care (NMC) sponsorluğunda hazırlanmıştır.

Son teknoloji ürünü onkoloji merkezleri inşa etme yarışında küresel sağlık sektörü kritik bir operasyonel zorlukla karşı karşıya: teşhis raporlarının belirsiz veya ihtiyatlı kalması milyonlarca dolarlık PET-BT altyapısına yapılan yatırımların karşılığını bulmasını engelliyor. Teranostik ve kişiselleştirilmiş immünoterapideki hızlı yükseliş teşhiste mutlak kesinliği zorunlu kılarken; birçok sağlık kuruluşu “Genel Uzmanlık Boşluğu” (Generalist Gap) nedeniyle bu düzeyde bir uzmanlığı kurumsal çapta ölçeklendiremiyor.

Bu kritik boşluğu doldurmak amacıyla; İspanya merkezli ve küresel ölçekte faaliyet gösteren Nuclear Medicine Care, S.L.P. (NMC), yüksek ölçeklenebilirliğe sahip bir B2B teletıp ekosistemini hayata geçirdi. Hastane iş akışlarına doğrudan entegre olan NMC, seçkin sağlık kuruluşlarına alt uzmanlık yetkinliğini kazandırarak, karmaşık onkoloji süreçlerini aksatan tanısal belirsizlikleri ortadan kaldırıyor.

Bu özel röportajda, NMC’nin klinik liderleri Dr. Jorge J. Mucientes, Dr. Rafael E. Jimeno ve Dr. Ignacio Garrido ile aşağıdaki kritik başlıkları ele alıyoruz:

  • Alt uzmanlaşmanın sağladığı gerçek yatırım getirisi
  • Yüksek hacimli uluslararası pazarlardaki genişleme stratejileri.
  • Tavizsiz “%100 Çift Uzman Mutabakat Protokolü” sayesinde, kurumsal teknolojik altyapının nasıl net klinik yol haritalarına dönüştüğü.


H.M: Nuclear Medicine Care’i tanıtabilir misiniz? Firmayı nükleer tıp alanında farklı kılan şey nedir?

NMC: Nuclear Medicine Care, modern onkolojideki kritik bir darboğazı çözmek için kuruldu. Moleküler görüntüleme giderek daha karmaşık hale geldikçe, geleneksel genel uzmanlık modelleri bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Biz, “Hizmet Olarak Nükleer Tıp” (NMaaS – Nuclear Medicine as a Service) sunan, son derece ölçeklenebilir, B2B bir teletıp ekosistemi işletiyoruz. Klinik liderliğimizin kökleri İspanya’nın önde gelen üniversite hastanelerine dayansa da misyonumuz küresel: dünya genelinde teşhisteki belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve moleküler görüntüleme standartlarını yükseltmek.

NMC’yi gerçekten farklı kılan şey, “aksiyon alınamayan raporları” ortadan kaldırma yeteneğimiz. Sektör genelinde yüksek vaka hacminin getirdiği baskılar, genellikle “malignite ekarte edilemez” gibi ihtiyatlı şerhlerle dolu PET-BT raporlarının ortaya çıkmasına neden olmakta. Bu belirsizlik hastalarda büyük bir kaygıya yol açarken, kurumsal düzeydeki etkisi ise kritikleşmektedir. Yönlendiren onkolog veya cerrah net bir yol haritasından mahrum kaldığında, zamana karşı yarışılan tedavi kararları kaçınılmaz olarak gecikir.

NMC, bu belirsizliği tavizsiz iki temel dayanak aracılığıyla ortadan kaldırıyor:

  • Niş Alt Uzmanlık: Her bir taramayı, o tümörün spesifik biyolojik davranışını derinlemesine anlayan bir uzmanla eşleştiriyoruz.
  • %100 Çift Uzman Mutabakat Protokolü: Temel yönetmeliklere uymak için rastgele örnekleri denetlemekle yetinmiyoruz. İstisnasız her rapor yerel klinisyene ulaşmadan önce iki niş uzman tarafından titizlikle tartışılıyor ve onaylanıyor.

Biz sadece rapor satmıyoruz; kesin klinik katiyet sunuyoruz.

H.M: Türkiye, oldukça güçlü ve hızla büyüyen bir nükleer tıp topluluğuna sahip. Olası iş birlikleri için en büyük potansiyeli nerede görüyorsunuz?

NMC: Türkiye ve daha geniş ölçekteki bölgesel pazar; son teknoloji PET-BT, SPECT-BT altyapısına ve gelişmiş radyofarmasiye devasa sermaye yatırımları yaparak kendisini başarılı bir şekilde küresel bir sağlık merkezi olarak konumlandırdı. Ancak modern onkolojinin operasyonel gerçekliği şu: Bu milyonlarca dolarlık yatırımların klinik getirisini en üst düzeye çıkarmak, eşdeğer düzeyde yüksek ihtisas gerektiren tanısal iş akışlarına sahip olmayı gerektiriyor.

Küresel çaptaki gözlemlerimiz sonucunda; en büyük fırsatın ve aynı zamanda en kritik darboğazın donanım değil, ölçeklenebilir bir alt uzmanlık kapasitesi olduğunu gördük. Hassas onkoloji ve teranostik yaygınlaşırken, yerel kurumlar raporlama sürelerinden veya kaliteden ödün vermeden yüksek hacimli ve son derece karmaşık vakaları ele almakta zorlanıyor. Onlarca yıllık klinik araştırma düzeyindeki bir alt uzmanlık birikimini günlük hastane rutinine entegre etmek oldukça zor bir süreçtir.


İşte tam bu noktada B2B “Hizmet Olarak Nükleer Tıp” modelimiz yapısal bir avantaj sağlıyor. Biz, hastaların klinikten kliniğe CD taşıdığı geleneksel ve yavaş işleyen bir “ikinci görüş” hizmeti değiliz. Geliştirdiğimiz güvenli dijital iş akışlarını, Türkiye’deki hastanelerin mevcut operasyonel süreçlerine doğrudan entegre edebiliyoruz. NMC ile iş birliği yapan bir sağlık kuruluşu, tanısal yetkinliklerini ilk günden itibaren Avrupa’nın en yüksek akademik standartlarına taşımış oluyor. Hastane yöneticilerinin, tüm klinik süreçlerinin uzman mutabakatına dayalı, dünya standartlarında bir hassasiyetle yürütüldüğünden emin olmalarını sağlıyoruz. Bu sayede, hem ileri teknoloji cihazlarından maksimum verimi alıyorlar hem de onkoloji programlarını hiçbir operasyonel pürüz yaşamadan ölçeklendirebiliyorlar.

H.M: Dr. Mucientes, NMC’de onko-hematoloji teşhis departmanını yönetiyorsunuz. Sahip olduğunuz uzmanlık ve ekibinizin yapısı, iş birliği yaptığınız kurumlara nasıl bir katma değer sağlıyor?

Dr. Jorge J. Mucientes Rasilla: Öncelikli hedefim, partner kurumlarımız için son derece sağlam ve hassasiyet odaklı bir teşhis ekosistemi tasarlamak. Lenfoma ve multipl miyelom gibi karmaşık hematolojik malignitelere yönelik yorumlama protokollerini bizzat yönetmenin ötesinde; akademik titizliği kurumsal güvenilirliğe dönüştürebilmem, iş birliği yaptığımız kurumlar için sunduğum asıl değerdir.

Avrupa çapında en yüksek klinik mükemmellik standardını garanti eden Avrupa Nükleer Tıp Kurulu Üyeliğine (FEBNM) sahibim. Bu Avrupa kalite mührünü, uluslararası Faz III klinik araştırmalardaki Baş Araştırmacı oluşum ve sertifikalı bir ISO 9001:2015 Kalite Koordinatörü olarak uzmanlığımla birleştirdiğinizde, rolüm bireysel vaka incelemelerinin ötesine geçiyor. Sadece karmaşık tetkikleri yorumlamakla kalmıyorum; bu süreçlerin arkasındaki katı kalite standartlarını tasarlıyorum ve Çift Uzman Mutabakat kurullarına liderlik ediyorum. İş birliği yapılan bir sağlık kuruluşu için bu süreç; yalnızca tek bir uzmanın müsaitliğine bağımlı kalmadan, klinik araştırma düzeyinde ve standardize edilmiş bir iş akışını kendi sistemine entegre etmek anlamına geliyor.

Modern onko-hematolojide şu gelişmiş metabolik hacimsel parametreleri kullanıyoruz:

  • MTV (Metabolik Tümör Hacmi)
  • TLG (Toplam Lezyon Glikolizi)

Bunlar sadece akademik terimler değil; ileri düzey bir kemo-immünoterapi serisinin gerçekten işe yarayıp yaramadığını dikte eden kesin ölçümlerdir. Söz konusu tedavilere verilen yanıt paternleri, bir alt uzmanın süzgecinden geçmediği takdirde ciddi bir belirsizliğe açık hale gelir. Bu bulguları doğru analiz etmek, yanıt alınamayan bir tedavide ısrar etmek yerine zamanında rotayı değiştirebilmek demektir. Sunduğumuz tavizsiz tanısal netlik sayesinde, etkisiz ve yüksek maliyetli tedavileri erkenden sonlandırabiliyoruz. Bu da hem hastanın kritik sağkalım penceresini koruyor hem de hastanenin finansal kaynakları için güçlü bir kalkan görevi üstleniyor.

H.M: Dr. Jimeno, NMC’de torasik onkoloji departmanının başındasınız. Klinik açıdan bu alanı bu kadar zorlu kılan temel unsurlar nelerdir? Ekibiniz, bu karmaşık süreçleri iş birliği yaptığınız kurumlar için nasıl net bir kesinliğe kavuşturuyor?

Dr. Rafael E. Jimeno Pernett: Torasik onkoloji, özellikle Küçük Hücreli Dışı Akciğer kanserinde (KHDAK) neoadjuvan immünoterapinin ortaya çıkmasıyla birlikte eski paradigmaları tamamen yerle bir etti. On yıl öncesine kadar PET-BT, sadece tümörün bulunduğu yeri saptamaya yarayan bir harita niteliğindeydi. Bugün geldiğimiz noktada ise metabolik yanıt değerlendirmesi, cerrahi uygulanabilirliği tayin eden asıl kritik pusula görevini üstleniyor.

Buradaki zorluk, kemo-immünoterapi altındaki yanıt paternlerinin (immün ilişkili inflamasyon veya psödo-progresyon gibi) olağanüstü derecede karmaşık olması. Bu alana odaklanmış bir alt uzmanlık desteği olmadığında, söz konusu kritik nüanslar çok rahatlıkla hastalığın ilerlemesi olarak yanlış yorumlanabilir. Bu tarz hatalı değerlendirmelerin geri dönülmez klinik sonuçları vardır. Tek bir yanılgı, multidisipliner bir kurulun hastayı küratif cerrahi şansından mahrum bırakmasına ya da son derece etkili ve yüksek maliyetli bir immünoterapi rejimini erkenden kesmesine yol açabilir.

Bu alandaki yetkinliğim, Hospital Universitario Puerta de Hierro’daki torasik nükleer tıp başuzmanlığı rolüme dayanıyor; ki bu hastane, İspanyol Akciğer Kanseri Grubu’nun (GECP) NADIM gibi öncü akciğer kanseri klinik çalışmalarında temel taşı niteliğindedir. Bununla birlikte, doktora tezi çalışmam da spesifik olarak cerrahiye uygun (rezektabil) KHDAK hastalarının neoadjuvan kemoimmünoterapi süreçlerinde PET-BT’nin üstlendiği role odaklanıyor. Dünya genelinde bu spesifik nişteki en büyük vaka serilerinden birini yönetmiş bir ekip olarak, NMC’deki temel misyonumuz; klinik araştırma düzeyindeki bu yüksek doğruluğu partner kurumlarımızın günlük iş akışlarına entegre etmektir. Sıradan gözlemsel raporların ötesine geçerek kesin bir metabolik hüküm sağlıyoruz. Bu da yerel cerrahi ve onkoloji kurullarına, risk düzeyi yüksek kararları ve müdahaleleri tam bir özgüvenle yürütme gücü veriyor.


H.M: Dr. Garrido, NMC’de Teranostik departmanının başındasınız. Lutesyum-177 tedavilerinde alt uzmanlık düzeyinde görüntüleme değerlendirmesi neden bu kadar büyük bir önem taşıyor? İş birliği yaptığınız hastaneler için bu klinik desteği nasıl yapılandırıyorsunuz?

Dr. Ignacio Garrido Solesio: Teranostik, teşhis ve tedavinin kesişim noktası olup, yönetimsel ve klinik açıdan en yüksek sorumluluk gerektiren süreçlerden biridir. Lu-177 PSMA ve Lu-177 DOTATATE gibi tedavilerde her şey doğru hasta seçimiyle başlar. Burada diagnostik tarama, hastanın tedaviye uygun olup olmadığını belirleyen yegane kılavuzdur ve ilk görüntüleme raporundaki muğlaklıklar telafisi imkansız sonuçlar doğurabilir: Ya uygun bir hasta potansiyel olarak hayat kurtarıcı bir terapiden mahrum bırakılır ya da yanıt vermeyecek bir vakaya yüksek maliyetli bir radyoligand uygulanarak gereksiz toksisite riski yaratılır ve kaynaklar boşa harcanmış olur.

Dahası, alanımız gerçek anlamda hassas tıbba doğru hızla ilerlerken, kişiye özel dozimetri de bu sürecin geleceği olarak öne çıkıyor. Dozimetri protokollerini kesin bir standarda oturtmak için gereken güçlü kanıt tabanı küresel bilim topluluğu tarafından henüz inşa edilme aşamasında olsa da bu yaklaşımın böbrekler ve kemik iliği gibi risk altındaki organları korurken tümör hedeflemesini optimize etme potansiyeli yadsınamaz.

Uluslararası klinik deneyimimin temelinde, Paris Hôpital Lariboisière’de karmaşık enfeksiyon ve kas-iskelet patolojileri üzerine yaptığım ve ekibimizin teşhis çeşitliliğine büyük katkı sunan çalışmalar yer alıyor. Bu disiplinden aldığım güçle NMC’deki temel amacım, teranostik alanındaki hizmet kapasitemizi partner kurumlarımızın ölçeğine taşımaktır.

NMaaS modelimiz kapsamında sunduğumuz uçtan uca klinik destek şu iki temel sütuna dayanıyor:

  • İleri düzey hasta seçimi kriterlerini ve öncü dozimetri değerlendirme sistemlerini doğrudan hastane iş akışlarına entegre ederek, bu dönüşüm sürecinde kurumlara rehberlik ediyoruz.
  • Karmaşık klinik kararları katı standartlara sahip mutabakat mekanizmalarımızla yönetiyor, her tedavi planının kanıta dayalı klinik verilerle şekillenmesini sağlıyoruz.

Böylece partner kurumlarımız, bir yandan günümüzün ileri radyoligand tedavilerini güvenli şekilde sunma gücü kazanırken, diğer yandan yarının kişiselleştirilmiş dozimetri standartlarına bugünden operasyonel olarak uyum sağlıyor.

H.M: Uzaktan raporlama Türkiye’deki hastaneler için uygulamada nasıl işliyor? Yasal mevzuatla uyumlu mu?

NMC: İş modelimizin klinik bir avantajdan son derece verimli bir operasyonel ortaklığa dönüştüğü yer tam olarak burası. Geleneksel, hastane ekosisteminden kopuk bir dış tedarikçi mantığıyla çalışmıyoruz; modelimizi, kesintisiz işleyen ve üst düzey güvenlikli bir B2B klinik destek hizmeti olarak tasarladık.

Uygulamada, hastaya yönelik klinik ve hukuki sorumluluğun yanı sıra hasta ilişkileri ve faturalandırma süreçleri de tamamen Türkiye’deki yerel kurumda kalıyor. Hastane, kendi bünyesindeki son teknoloji cihazları ve radyasyon güvenliği protokollerini kullanarak PET-BT taramalarını gerçekleştirir. Bu aşamada NMC, üst düzey güvenlikli ve şifrelenmiş bir dijital hat üzerinden doğrudan hastanenin iş akışına entegre olur ve tam kapsamlı bir tanı mekanizması olarak işlev görür.

Yasal mevzuat ve uyumluluk noktasında ise tavizsiz bir “önce uyum” felsefesiyle hareket ediyoruz. Herhangi bir klinik faaliyete başlamadan önce; Türkiye’deki tıbbi ruhsatlandırma, veri egemenliği yasaları ve mesleki sorumluluk standartlarıyla örtüşen kurumsal sözleşmeleri resmiyete döküyoruz. Tamamen ev sahibi kurumun yasal ve kurumsal sınırları içinde hareket ediyoruz. Yerel nükleer tıp departmanının tam entegre bir uzantısı olarak konumlanarak, karmaşık onkoloji vakalarının çözümü için gereken alt uzmanlık düzeyindeki klinik mutabakatı sağlıyoruz. Bu uyum sürecini o kadar titiz bir yapıda kurguluyoruz ki, hastane yönetimi idari darboğazlarla vakit kaybetmeden tamamen hasta bakımına ve hizmet kapasitesini artırmaya odaklanabiliyor.

H.M: Klinik kalitenin ötesinde, operasyonel güvenilirlik de hastane yöneticilerinin en hassas olduğu konuların başında geliyor. %100 Çift Uzman Mutabakat Protokolü gibi katı bir sürece ve yüksek hacimli iş akışlarına rağmen rapor teslim sürelerinde aksama yaşanmayacağını nasıl taahhüt edebiliyorsunuz?

NMC: Bu son derece kritik bir soru, çünkü tedavi penceresi kapandıktan sonra sağlanan klinik katiyetin hiçbir hükmü yoktur. Bu nedenle, B2B dijital altyapımızı tam olarak şu vizyonla tasarladık: en üst düzey tanı kalitesi ve hızlı raporlama birbirini dışlayan unsurlar değildir.

İlk olarak, geleneksel “ilk giren ilk çıkar” mantığını geride bırakıyoruz. Platformumuzda son derece katı bir “klinik öncelik matrisi” işletiliyor. Partner hastanelerimiz tetkiklerini sistemimize aktardığında:

  • Standart elektif evreleme ve takip süreçlerini 72 saat içinde teslim etmeyi taahhüt ediyoruz.
  • Hızlı klinik müdahale gerektiren yatan hasta vakalarını 24 saat içinde sonuçlandırıyoruz.
  • Acil cerrahi veya onkolojik karar bekleyen en karmaşık ve öncelikli süreçleri ise daha ilk birkaç saat içinde doğrudan mutabakat heyetlerimize sevk ediyoruz.

İkinci nokta ise zamanın gerçek maliyetiyle ilgili. Hızlı ama belirsizlikler içeren bir rapor, aslında operasyonda ciddi bir tıkanmaya yol açar. Multidisipliner tümör kurulları bu muğlak raporları deşifre etmeye çalışırken tedavi gecikir. Biz, en başından itibaren kesin ve net bir klinik yorum sunarak tedavi takvimini fiilen hızlandırıyoruz. Sağladığımız bu öngörülebilirlik, partner hastanelerimizin vaka hacimlerini verimli bir şekilde artırmalarına olanak sağlıyor. Çünkü biliyorlar ki, yüksek hassasiyetli ve klinik olarak uygulanabilir bir rehberlik daima tam zamanında ellerinde olacak.

H.M: Türkiye’deki kuruluşlarla gerçekleştireceğiniz iş birliklerinden en temel beklentiniz nedir?

NMC: Nihai hedefimiz, B2B operasyonel modelimizi ve temel klinik misyonumuzu kusursuz bir uyum içine getiriyor: hasta çıktılarını optimize etmek için mutlak tanısal kesinliği sağlamak.

İleri düzey onkolojik vakalardan karmaşık onkoloji dışı durumlara kadar, ciddi tanısal zorluklarla karşı karşıya kalan her hastanın, net bir klinik yol haritasına anında ulaşmasını amaçlıyoruz. “Hizmet Olarak Nükleer Tıp” (NMaaS) ekosistemimizi Türkiye’deki yerel altyapıyla birleştirerek, karmaşık bir taramadan uzman destekli ve aksiyon alınabilir bir tedavi planına giden süreyi kökten kısaltıyoruz. Kısacası, kritik tedavi süreçlerini geciktiren klinik muğlaklığı hızlıca ve tamamen yok etmek için buradayız.

Dahası, arzumuz bir bağımlılık ilişkisi yaratmak değil, yetkinlikleri paylaşmak. Kendimizi sadece dışarıdan hizmet veren bir tedarikçi olarak değil, yerel klinik ekipleri güçlendirmek üzerine tasarlanmış stratejik bir ortak olarak konumlandırıyoruz. Raporladığımız her bir tetkikte, klinik araştırma titizliğindeki uzmanlığımızı da transfer ediyor, böylece yüksek vaka hacmine sahip Türk merkezlerinin operasyonlarını sıfır tanısal muğlaklıkla yürütmesini güvence altına alıyoruz. Nihai amacımız, bu kurumların geniş coğrafyada hassas tıp ve teranostik alanlarında mutlak birer referans lideri olarak konumlarını pekiştirmek. Bu amaç için de, ihtiyaç duydukları uzmanlaşmış tanı altyapısını onlara sağlıyoruz.

NMC ve Stratejik Ortaklıklar Hakkında

NMC olarak işimiz sadece uzaktan raporlama sağlamak değil; hassas onkolojide taviz vermeyen küresel bir standart belirlemektir. Türkiye ve Orta Doğu’da moleküler görüntüleme altyapılarının yatırım getirisini en üst düzeyde çıkarmayı hedefleyen sağlık kuruluşları için muğlak ve aksiyon alınamayan raporlama dönemi artık sona erdi.

İş birliğimizin ilk adımı olarak hastane yönetimleriyle birlikte kurumsal bir Klinik Mimari Değerlendirmesi yapıyoruz. Bu stratejik değerlendirme, %100 Çift Uzman Mutabakat Protokolümüzün ve NMaaS ekosistemimizin mevcut iş akışlarınıza nasıl pürüzsüzce entegre olacağını haritalandırıyor. Böylece, hassas metabolik değerlendirmelerin ve hedefe yönelik teranostik süreçlerin güvenli, kârlı ve kurumunuzun veri uyumluluğu çerçeveleriyle tam bir uyum içinde çalışmasını sağlıyoruz.

Tanısal iş akışlarını bir üst seviyeye taşımaya, yerel ekiplerin yetkinliklerini artırmaya ve klinik muğlaklığı ortadan kaldırmaya hazır olan tüm kuruluşları, ilk entegrasyon görüşmesini planlamaya davet ediyoruz.

Koordinasyon Ofisi ile İletişim için:
● E-posta: info@nmcare.es
● Web Sitesi: www.nmcare.es

“Hassas onkolojinin modern çağında, belirsizliğe yer yoktur.”