Önlenebilen, erken teşhis edilebilen kanser hastalığında artık birçok kanser türü kronik hastalık olarak kabul ediliyor. Türkiye’de kanser nasıl yönetiliyor? Hangi kanser türlerinde tedavide nasıl ilerlemeler var? Kan kanseri hastalıklarının tedavilerinde hangi alanlarda başarılıyız? Kısa, orta ve uzun vadede ne tür yollar aldık ve alacağız? Erken teşhis bazen gereksiz tedaviye mi neden oluyor? İyi bir patolojinin tedaviye katkısı nedir? Yerli ve milli üretim ve Faz I çalışmaları kanser alanında nasıl seyrediyor? sorularının cevaplarını Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve aynı zamanda Hematoloji ve Kök Hücre Nakli Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Fevzi Altuntaş’tan aldık. Dünya Aferez Birliği Başkanı unvanına da sahip olan Prof. Dr. Altuntaş, onkoloji alanında tüm dünyada olduğu gibi artık kanser tedavisi değil “kanser yönetimi” felsefesi oluşturulması gerektiğine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Psikoonkoloji, palyatif bakım, onkolojik sosyal hizmet, kanser ve uğraş terapileri, manevi bakım, üreme sağlığı, onkolojik klinik araştırmalar, gerçek yaşam veri birimi, kanser okulu, günlük yaşam ile ilgili bilgilendirme ve daha birçok birimler oluşturulmalı, standardize edilmeli ve yaygınlaştırılmalı.”

-AYŞENUR ASUMAN UĞUR

A.U: Türkiye’de kanser hangi yönleri ile iyi yönetiliyor? Hangi yönleri ile iyi yönetilemiyor ? Tesis, sistem, insan kaynağı ve diğer yönlerden değerlendirebilir misiniz?
F.A: Son yıllarda yürütülen politikalar ile sağlık, ülkemizde hizmette öncelikli alan haline gelmiştir. Sağlık AR-GE’si en az savunma sanayi kadar kritik ve önemli olarak tanımlanmıştır. Afiliye Üniversite ve Eğitim ve Araştırma Hastanesi sayısı artmıştır. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı ve Türkiye Kanser Enstitüsü kurulmuştur. Toplumun kanser farkındalığı ve erken teşhise yönelik bilinci artmıştır. Kanser Erken Teşhis ve Eğitim Merkezleri yaygınlaşmıştır. Kanser kayıtçılığı sisteminde önemli gelişmeler olmuştur. MEDULA, MERNİS, Sağlık.Net gibi bilişim ağları kurulmuş ve elektronik ortamda kayıtlar yapılır hale gelmiştir.

Teşhise yönelik görüntüleme ve nükleer Tıp uygulamaları nitelik ve sayısal olarak gelişmiştir. Tanı konulan hastalara yönelik ise hematoloji, medikal onkoloji, cerrahi ve radyasyon onkolojisi tedavi merkezleri ve kliniklerinin sayısı artmıştır. Medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi ve hematoloji uzman hekim sayısı artmıştır. Radyasyon onkolojisi alanında kapsamlı ve nitelikli cihaz sayısı artmış ve gelişmiş ülke standartlarına ulaşmıştır. Aile içi kök hücre vericisi olmayan hastalara hizmet etmesi için Sağlık Bakanlığı ve Kızılay TÜRKÖK projesini hayata geçirmiştir. Son yıllarda sağlık alanındaki yapılanmalar ve bu gelişmeler ile ülkemizde sağlık hizmetine ulaşım artık sorun teşkil etmiyor. Fakat onkoloji alanında tüm dünyada olduğu gibi artık kanser tedavisi değil “kanser yönetimi” felsefesi oluşturulmalıdır. Bu bağlamda psikoonkoloji, palyatif bakım, onkolojik rehabilitasyon, onkolojik sosyal hizmet, klinik eczacılık ve ilaç danışma, kanser ve uğraş terapileri, manevi bakım, onkoloji hemşireliği, kanserde beslenme, hijyen ve enfeksiyon kontrolü, geleneksel ve tamamlayıcı tıp, üreme sağlığı, onkolojik klinik araştırmalar, gerçek yaşam veri birimi, kanser okulu ve günlük yaşam ile ilgili bilgilendirme birimleri oluşturulmalı, standardize edilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.

Kanser yönetimi çok karmaşık bir süreçtir. Her düzeyde yetenekli ve sorumlu liderlik ve yönetim anlayışı gerekiyor. Genel olarak, daha iyi yönetim felsefesi olan hastaneler daha iyi klinik sonuçlara sahip oluyorlar. İyi yönetim uygulamaları sağlık bakım ve sunum kalitesini geliştirmeye ciddi yardımcı oluyor. Yönetimin sürdürülebilir gelişime rehberlik etmesi için faydalı uygulama örnekleri oluşturulmalıdır. Örneğin, “Kanser performans mükemmellik programı” liderlik, stratejik planlama, hasta odaklılık, işgücü odaklılık, operasyon odaklılık, sonuç ve ölçme, analiz ve bilgi yönetiminde performans mükemmelliğine odaklanır. Onkoloji alanında kalite, verimlilik, yaşam kalitesi, üretim ve çıktı odaklı çalışmalar ve mükemmeliyet merkezleri hedeflenmelidir.

A.U: Ankara Onkoloji Hastanesi’nin kapasitesi ve mevcut durumundan bahsedebilir misiniz?
F.A:
SBÜ Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi ülkemizin önemli akademik kapsamlı kanser merkezlerinden biridir. Kapsamlı kanser merkezi olarak kanser alanında ileri düzeyde bilgi birikimi, alt yapı ve yapılanmaya sahip, her türlü kansere yönelik tanı, tedavi, takip, destek, bakım ve yönetimi multidisipliner bir ekip tarafından, kanser alanında deneyimli personel yetiştirebilen, klinik araştırmalar yapılabilen, ulusal kanser politikalarının oluşturulması ve uygulanmasında katkıları olan hematoloji, kök hücre nakli ve hücresel tedaviler, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, nükleer tıp ve ilgili onkolojik cerrahi branşları temelinde kurulmuş, uluslararası ilgili ağlarla işbirliği içinde olan eğitim, araştırma ve uygulama merkezidir. Merkez yalnızca ulusal düzeyde hizmet sunmakla kalmayıp, 40’ın üzerinde yurt dışı ülkeye eğitim ve danışmanlık hizmetleri de veriyor.

SBÜ Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 500 yatak kapasiteli, 16 eğitim kliniği, 4 yan dal eğitim kliniği ve 38 klinik birimde, 80 civarı akademik personeli, 400 civarı hekim kadrosu, 500 civarı hemşire ve sağlık bakım personeli, toplam 1200 sağlık profesyoneli, 10 bin yeni tanı kanser, günde 5000 civarı poliklinik hizmeti, yılda 1 milyonunun üzerinde poliklinik hizmeti, 30 bin üzerinde kemoterapi uygulaması, 3000 civarı radyoterapi, 3000 üzerinde cerrahi işlem, 100’ün üzerinde kök hücre naklinin yapıldığı ve her türlü nükleer tıp uygulamalarının yapıldığı kanser alanında öncelikli hizmet veren bir dal hastanesidir.

Medikal onkoloji kliniğinde dokuz özelleşmiş poliklinikte, yıllık 3 bin 200 civarı yeni hasta, takipte 10 binlerce hasta, 64 yataklı günlük kemoterapi merkezi, otomatik bilgisayarlı robotik kemoterapi uygulamaları 6 öğretim üyesi ve 13 onkoloji uzmanı ile yürütülüyor. Radyasyon onkoloji kliniği ülkemizdeki en kapsamlı cihaz parkına sahiptir. Bünyesinde uzay neşteri denilen cyberknife, 3-D-brakiterapi, intraoperatif radyoterapi (IORT), tomoterapi, LINAC gibi üst düzey cihazları bulunduran ve Avrupa Kanser Araştırma ve Tedavi Örgütü (EORTC) akredite bir ünitedir. Cerrahi onkoloji kanser cerrahisi üzerine spesifikleşmiş Avrupa meme kanseri ağına (Breast Centers Network) kayıtlı az sayıda merkezden biridir. Ülkemizin en büyük meme kanseri merkezlerinden biridir. Yıllık yaklaşık 1000 yeni meme kanseri hastasına ve takipte ise 10 binlerce hastaya hizmet veriyor. Mide barsak sistem cerrahisi olarak yıllık 800 civarı mide-bağırsak kanseri ameliyatı yapılıyor. Endoskopik kolorektal cerrahi ve HİPEK uygulamalarının rutin olarak yapılıyor. Yumuşak doku sarkom ve kemik tümör ameliyatlarının en sık yapıldığı ortopedi kliniği, prostat kanseri vaka serisinin yüksek oranda olduğu üroloji kliniği, baş boyun kanserlerinin yoğun olduğu KBB, kadın genital organ kanserlerinin sık görüldüğü jinekolojik onkoloji ve diğer kanser cerrahi birimlerini bünyesinde barındırıyor. Hematoloji kliniği lösemi, lenfoma, multiple myeloma, kemik iliği nakli gibi özelleşmiş polikliniklere sahiptir. Akım sitometri laboratuvarı, moleküler genetik laboratuvarı, aferez ünitesi, kök hücre laboratuvarı standart uygulama prosedürleri ile 23 tek kişilik odada, uzmanlaşmış hemşire ekibi ile 7/24 uzman hekim kadrosu ile hizmet üretiyor. Kök hücre nakli ünitesinde yılda 100’ün üzerinde otolog, allojenik, akraba dışı, kordon ve haploidentik kök hücre nakilleri yapılıyor. Merkez yalnızca nitelikli sağlık hizmeti sunmakla kalmayıp, yurt içi ve yurt dışı eğitim ve danışmanlık hizmetleri de veriyor. Ayrıca önemli bilimsel çalışmalar ile literatüre de katkı sağlıyor. Avrupa ve Amerika kan ve kemik iliği nakli organizasyon ağlarından EBMT ve ICBMTR üyesidir.

Klinik araştırma merkezinde ortak akıl

Onkoloji hastanesinde son yıllarda akademik kapsamlı kanser merkezi projesi kapsamında onkolojik klinik araştırmalar merkezini faaliyete geçirdik. Klinik eczacılık uygulamalarını başlatarak ilaç uygulamaları, yan etki, takip ve eğitiminde mesafe kat ettik. İyi klinik uygulamalar merkezini açarak klinik araştırmalar konusunda deneyimli hemşire, teknisyen, eczacı, asistan, hekim ve öğretim üyesi sayısını artırdık. Multidisipliner araştırma grubu kurarak ortak akıl oluşturmaya çalışıyoruz. Klinik araştırmalar hemşirelik programı oluşturduk. Bu şekilde bu alanda yaptığını bilen bildiğini yapan uzman hemşire grubu oluşmasına çalışıyoruz. İmmünonkoloji kurs, çalıştay ve sempozyumları ile immünoterapi klinik araştırma alt yapısını oluşturduk. Kanser hasta okulu kurduk. Bu projemizin bir modülü de klinik araştırmalara ait. Bu programda hasta ve yakınlarının klinik araştırmalar farkındalığını artırmaya çalışıyoruz. Klinik araştırmalar merkezi idari yapısını oluşturarak ulusal ve uluslararası faz II/III çalışmalar konusunda hem idari hem teknik gelişmeler kat ettik. Ayrıca klinik araştırma destek programını faaliyete geçirdik. Bu destek programı ile hemşireden öğretim üyesine her aşamada bilimsel çalışmalara maddi destek veriyoruz. Kongre/ sempozyum ve benzeri bilimsel toplantılara katılımlar konusunda maddi destek veriyor ve teşvik ediyoruz. Öte yandan Faz I ilaç geliştirme merkezi kurduk. Faz I kanser merkezi ile ilaç geliştirilmesine katkı sağlayacağız. Bu şekilde araştırma yönünden de kapsamlı bir kanser araştırma merkezi hüviyetini kazanmış ve yeterli bir ARGE iklimi oluşturmaya çalışıyoruz. Klinik araştırmalar alanında mükemmeliyet merkezi felsefesi oluşturmaya çalışıyoruz. 2 yılı aşkın bir sürede kanser alanında uluslararası yaklaşık 60 üzerinde Faz-II/ III çalışmayı gerçekleştirdik. Hedef Amerikalı akademik kapsamlı kanser merkezi düzeyine çıkmak olmalıdır. Ülke ve hastane olarak bu potansiyele sahibiz.

Herkese psikolojik destek
Sağlık DSÖ tarafından fiziksel, psikolojik, sosyal ve manevi açıdan tam bir iyilik hali olarak tanımlanmaktadır. Kanser hastası ve yakınları kanserin neden olduğu birçok sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Bu boyutuyla kanser, fiziksel bir hastalığın ötesinde ruhsal ve psikososyal boyutları da olan bir hastalıktır. Psikoonkoloji merkezinde hasta ve yakınlarının ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik gerekli destek süreçlerini düzenleyecek ve yönetecek bireysel ya da grup terapi odaklı psikiyatrist, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, hemşire ve manevi bakım uzmanları ile hizmet verilmektedir. Psikoonkoloji merkezi hastaların psikoterapi, grup terapileri, uğraş terapileri ve ilaç tedavilerini planlamaktadır. Ekip üyeleri kliniklerde günlük hasta vizitelerine katılmakta ve zamanında hızlı müdahale etmektedir. Bu merkez ile hem psikoonkoloji alanında deneyimli personel yetiştirilmesine hem de bu alanda klinik araştırmalar yapılmasına katkı sağlanmaktadır. Ayrıca günlük olarak düzenlenen kanser okulunda “psikoonkoloji” alanında hasta ve yakınlarının eğitimi yapılmaktadır. Böylece hasta ailesini kanserle ilgili erken ve ileri dönemlere hazırlamaktadır. Sağlık çalışanlarında tükenmişlik sendromu sık görülen bir durumdur. Bu nedenle sağlık çalışanlarına da psikolojik destek tedavisi veriliyor.

İlk onkoloji palyatif bakım merkezi
Palyatif bakım, tanı anından yaşam sonuna kadar asıl tedavi dışında uygulanan destek yöntemlerdir. Dünya sağlık örgütüne göre hastalık ya da durumun iyileştirebilir olup olmamasından bağımsız olarak, fiziksel, psikososyal ve manevi yakınmanın azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılması amaçlanır.

Hasta ve ailesinin fiziksel, psikososyal ve manevi bakımını geliştiren bir yaklaşımdır. Kanser gibi yaşamı tehdit eden bir hastalıkla bağlantılı olarak ortaya çıkan sorunlarla karşılaşan birey ve ailelerinin yaşam kalitelerini, onların ağrılarını ve fiziksel, psikososyal, manevi ve diğer sorunlarını erken belirlemek, değerlendirmek ve tedavi etmek suretiyle çektikleri acıları önleme ve rahatlatma yoluyla daha iyi hale getiren bir yaklaşımdır. Ülkemizin ilk kurulan onkoloji palyatif bakım merkezi sadece sağlık hizmeti sunmayıp aynı zamanda sertifikasyon eğitimleri ve yurtdışı danışmanlık hizmetleri de sunuyor.

Onkolojik rehabilitasyon merkezi
Lenf ödem, yutma rehabilitasyonu, ses rehabilitasyonu, pulmoner rehabilitasyon, sosyal rehabilitasyon, psikoonkolojik rehabilitasyon, fiziksel rehabilitasyon ve uğraş terapi gibi kanser hastalarında gerekli olan her türlü rehabilitasyon programlarını kapsıyor. Mevcut hemşire ve fizyoterapistlerin onkoloji alanında uzmanlaşmış ve onkolojik rehabilitasyon sertifikasyon programlarını içeriyor. Fonksiyonel bağımsızlığı arttırmak için hedefler belirleniyor ve uygun olan tüm rehabilitasyon yöntemlerini uygulanmasını (ağırlık, yürüteç, egzersiz lastiği, lenfödem, bandajlama, pnömotik kompresyon, elektroterapi vb.) kapsıyor.

Uğraş terapisi iyi bir rehabilitasyon aracı
Merkezde hastaların kanserle mücadele süreçlerinde moral motivasyonlarının artırılması, tedavilerin yan etkilerinin en aza indirilmesi, hastanede kaliteli ve verimli zaman geçirmelerinin sağlanması ve yaşam kalitelerinin artırılması amaçlanmaktadır. Merkezde ahşap, seramik ve cam boyama, sepet ve hasır örme, dokuma, hat sanatı, resim, müzik, drama, kanser korosu ile okuma dersleri ve etkinlikleri yapılmaktadır. Günlük yaşam aktiviteleri, çalışma ve üretici aktiviteler, oyun ve boş zaman aktiviteleri yapılmaktadır. Bu sanat, sosyal ve uğraş terapi etkinlikleri alanında uzman kişiler ile yapılıyor. Uğraş terapi merkezlerinde yapılan sanatsal aktiviteler ağrı, endişe, kaygı, depresyon, bulantı ve kusmanın azaltılmasında yardımcı ve yan etkisi olmayan bir yöntem olarak faydalı olabilmektedir. İyi bir rehabilitasyon aracıdır. Önemli bir destekleyici ve tamamlayıcı tıp yöntemidir.

Yas danışmanlığı yapılıyor
Kanser tanısı alan hasta ve ailesine yönelik hastalıkla mücadele sürecinde bireysel, grup ve toplumsal çalışmalar gerçekleştiriliyor. Kanser hasta, hasta yakını ve çalışanlara sanat ve uğraş terapileri sunuluyor. Destek grup çalışmaları yapılarak aynı teşhisi alan hastaların başarı öykülerinin paylaşılması yeni tanı hastalara umut aşılabiliyor. Toplumsal farkındalık için sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirilmektedir. Tıbbı malzeme ve engellilik için sağlık kurulu, alabileceği maddi yardımlar konularında gereken bilgilendirmeler yapılıyor. Taburculuk sonrası uyum için hasta ev ortamında da belirli aralıklarla takip edilmektedir. Ölüm sonrası ailenin ihtiyacı olan yas danışmanlığı yapılıyor.

Onkolojide klinik eczacılık ve ilaç danışma merkezi
Onkolojide eczacılık hizmetleri, kanser tedavisi için kullanılan ilaçlar, kanser komplikasyonlarının yönetimi, tedavi yan etkileri ve ilaç toksisiteleri hakkında uzmanlık bilgisini yansıtmaktadır. Kanserli hastaların bakımının karmaşıklığı; kemoterapinin maliyeti; ciddi ilaç toksisitesi ve ilaç hataları potansiyeli; ve sitotoksik ilaçların güvenli bir şekilde hazırlanması, uygulanması ve bertaraf edilmesi için gerekli olan gereksinimler, bir ülkenin kaynak düzeyine bakılmaksızın, kanser merkezlerindeki eczacılık hizmetlerinin önemini gösteriyor.

Klinik eczacı merkezlerde hasta dosyası oluşturmakta, hasta eğitimleri vermekte, ilaç danışmanlığı yapmakta, ilaç etkinlik takibi, klinik farmakokinetik, ilaç düzey takibi, ilaç-ilaç, ilaç-besin etkileşimleri ve önlenmesi, parenteral uygulama standartları ve uygulaması, ilk yardım ve onkoloji eczacılığı konularında aktif hizmet üretmektedir. Bu şekilde kaynaklar rasyonel kullanılmış, multidisipliner yaklaşım sergilenmiş, hasta yaşam kalitesi artırılmış, komplikasyon gelişimi azaltılmış, acil servise başvurular azaltılmış, maliyetler düşürülmüş ve en önemlisi mortalite oranları azaltılmış olmaktadır. Poliklinik şartlarında “ilaç danışma merkezi” yatan hastalar ise “klinik eczacılık birimi” oluşturulmuştur.

Manevi bakım da veriliyor
Onkoloji manevi bakım merkezinin amacı, insanlara acılı, sıkıntılı, üzüntülü, korkulu, yalnızlık ve ümitsizlik hallerinde, ani değişmelerle gelen kriz durumlarında, onların yanında olmak; onlara din ve inanç açısından destek olabilmek, varsa soru ve sorunlarına danışmanlık etmek; adet ve ibadetlerini yerine getirebilmelerinde rehberlik, varlıklarına bir mana, hayatlarına yeni bir anlam verebilmede eşlik edebilmektir. Bu sayede kanser hastalarındaki “kabullenme” aşaması daha kısa sürmekte ve kanser hastalarının tedavi sürecine katılımı hızlanıyor. Manevi bakım kaygı, depresyon, çaresizlik, yalnızlık, fiziksel stres, anlamsızlık, bağışlama ve bağışlanma ihtiyacı, bilinmezlik korkusu, önemli rollerin kaybı ve çatışmalı ilişkilerde iyileşmeyi sağlayabilir. Hastalığın iyileşebilir olduğu düşüncesi sona erdiğinde ise: rahat bakım sağlama; son yolculuklarını huzur içinde geçirme; kendi tercih ettikleri mekanda bulunma; tıbbi, psikososyal ve manevi bütün zorunlu bakımları alma; ağrı ve acıları engelleme; hasta ve ailesinin yaşam kalitesinde iyileştirmelere yol açabilir. Manevi bakım ile ağrı ve diğer stres verici semptomlarda rahatlama; ölüm normal bir süreç olarak görülmekle birlikte yaşamı onaylama; ailelere acılarıyla baş etme konusunda yardım; ölüm ne hızlandırılır ne de ertelenmeye çalışılır; ruhi ve manevi yönler bütünleştirilir.

Kanser okulu
Hasta ve hasta yakınlarının eğitimi hastalık sürecinde başarıyı artırmaktadır. Psikoonkoloji, beslenme ve diyet, hijyen ve kişisel bakım, uğraş terapi, onkolojik rehabilitasyon, klinik eczacılık ve ilaçlar, kanser tedavileri, destek ve palyatif bakım, sosyal hizmet ve destek, evde bakım, acil durumlar, acil ve uzun dönemde yapılması gerekenler, klinik araştırmalar ve kendine yeterlik konusunda farkındalık oluşturulması tedaviye uyumu, tedavi başarısını ve yaşam kalitesini artırmaktadır. Çünkü kanser kronik bir hastalık bu nedenle asıl tedavinin ötesinde kronik bir destek, bakım ve eğitim gerektirmektedir. Bu kapsamda Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hasta ve yakınları için oluşturduğumuz “kanser okulu” projesi kapsamında eğitim ve bilgilendirme programları her hafta düzenli bir şekilde yapılmaktadır. Halka açık ve ücretsiz olan bu bilgilendirme toplantılarına isteyen herkes katılabiliyor.

Bildiğini yapan yaptığını bilen hemşire
Kapsamlı kanser merkezinin en önemli yönü onkoloji alanında hekim dışı uzmanlaşmış donanımlı personele sahip olmasıdır. Onkoloji hemşireliği uygulaması da bunların başında gelmektedir. Onkoloji hemşiresi erken tanı, tarama, tedavi, bakım, rehabilitasyon hizmetleri, eğitim ve araştırma alanlarında görev almaktadır. Kanserli birey ve ailesinin yaşam kalitesini geliştirmek için semptom yönetimi ve destek bakımını sağlamaktadır. Kanser tanısı almış birey ve ailesi sistematik olarak değerlendirilmektedir. Çalışma ortamının riskleri değerlendirip diğer ekip üyelerini bilgilendirir ve rehberlik eder. Onkoloji hemşireliği ile ilgili bakım ilkeleri, yöntemleri ve ürünler konusundaki gelişmeleri takip ederek bilgisini güncelleştirir ve uygulamaya aktarır. Radyoterapi/Kemoterapi uygulamadan önce ilaç almayı engelleyecek durumlar yönünden hastayı değerlendirir. Kemoterapi alması planlanan hastanın kemoterapi protokolünün uygunluğunu değerlendirir ve hastaya bilgi verir. Onkoloji hemşireliği hizmet içi eğitim programı oluşturulmuş ve tüm hemşireler bu eğitim programını 2 yıllık bir süreç içinde tamamlamıştır. 2019 yılı içinde immünonkoloji hemşirelik eğitim programı başlatılmıştır. Nihayetinde bildiğini yapan yaptığını bilen uzman hemşire ekibi oluşturuluyor.

“Şefkat Evi” kreşi
Kanser hastalarının çocuklarına hizmet veren “Şefkat Evi” projesi ile kanser tedavisi gören hastaların tedavileri sırasında çocuklarını emanet edecekleri ve tedavi sonrası alacakları bir çocuk eğlence merkezi hüviyetindedir.

Bir Hayalim Var Projesi
Mahatma Gandi’nin “Dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun” sözü kanser alanında çok geçerli bir yönetim anlayışını yansıtmaktadır. Bu bağlamda kanser hastalarının hayalleri bizim için çok önemli. Bu minvalde belediyelerimiz, STK ve hayırseverlerimizle yakın işbirliği yapıyoruz. Kanser hastalarının ne hayali varsa gerçekleştirmeye gayret ediyoruz. Örneğin umre ziyareti, Çanakkale gezisi, deniz kampı, sinema, tiyatro, drama oyunculuğu, koro solisti, elbise, ayakkabı, maç, bir ünlü veya sporcu ile buluşma, vb. Bu proje ile hasta-hasta yakınları ile ulaşabildiğimiz hedef kitlenin sosyal iyilik haline önemli katkı sağlamaya çalışıyoruz.

Kanser “survivorship” programı
Kapsamlı kanser merkezleri olarak uzman hekimler, psikiyatristler, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları, hemşireler, eczacılar, fizyoterapistler, beslenme uzmanları, uğraş terapistleri ve eğitimcilerin de dahil olduğu bir dizi profesyonel, tedavi gören hasta ve uzun süreli yaşayan hastalara yönelik bir survivorship programına sahibiz.

“Şefkat Eli” mağazası
Kanser kronik bir hastalıktır ve bakımda uzun soluklu olmalıdır. Bu uzun süreçte her anlamda destek olunması kanser tedavisinde gerçek başarıyı sağlayacaktır. Bu bağlamda Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, Lösemili Hastalar Sağlık Eğitim ve Araştırma Derneği (LÖSEMA) ve Türk Kızılayı iş birliğinde, kanser hastalarının ihtiyaçlarını ücretsiz karşılayabileceği “Şefkat Eli Mağazası” açıldı. Kanser hastaları, mağazadan tepeden tırnağa, iç çamaşırları, her türlü giysi, elbise, takım, ayakkabı, terlik, hasta bezi, çocuk kıyafeti, hijyenik malzemeler gibi her türlü etiketli ürünü ücretsiz alabiliyor.

A.U: Hangi kanser türlerinin tedavisinde ilerlemeler var?
F.A:
Son yıllarda geliştirilen yeni ilaçlar, destek tedavileri ve teknolojideki gelişmeler sonucunda artık hematolojik kanserli hastalarda yaşam süresi nispeten daha uzamıştır. Kanserle mücadelede dört temel unsur üzerinde odaklanılıyor.
1. Önlenebilir kanserleri önlemek
2. Tedavi edilebilir kanserleri tedavi etmek
3. İyileştirilebilir kanserleri iyileştirmek
4. Palyatif bakım gerektiğinde uygulamak

Önlenebilir

Kanser gelişimini önlemek için sigara kullanmamak ve alkol içmemek, kilomuzu kontrol altına almak, düzenli spor yapmak, aşırı güneş ışığından sakınmak, stresi iyi yönetmek, meyve ve sebze ağırlıklı doğal beslenmek önemlidir. Bu şekilde kanserler %30 oranında önlenebilir.

Erken teşhis edilebilir

Kanser öyküsü ve risk faktörü olanların, daha erken dönemde ve daha sık aralıklarla tarama testlerinden geçmesi faydalı olacaktır. Bu kişilerde gerektiğinde genetik testlerin yapılması da önerilmektedir. Aile öyküsü olan veya riskli grupta olan herkes erken teşhis için kanser tarama testleri yaptırmalıdır. Türkiye’de özellikle meme, rahim ağzı ve bağırsak kanserinin erken tanısı konusunda ulusal tarama programları mevcuttur. Bağırsak kanserleri için kadın ve erkeklerde 50 yaşından sonra 2 yılda bir uygulanacak gaita gizli kan testi ve 10 yılda bir yapılacak kolonoskopi ile tarama önerilmektedir. Meme kanserleri için kadınlarda 40 yaşından sonra 2 yılda bir mamografi yapılması önerilir. Mamografiye ilave olarak her kadın klinik meme muayenesi de yaptırmalıdır. Rahim ağzı kanseri için kadınlarda 30 yaşından sonra 5 yılda bir HPV testi veya papsmear testi ile tarama öneriliyor.

Hapını yut lösemini tut

Kronik Miyelositer Lösemili (KML) hastalar bugün neredeyse kendi yaş gruplarındaki sağlıklı bireylere yakın bir ömür yaşayabiliyor. Hem de bunu günde tek hap yutarak yapıyorlar. Yani tek hapla lösemiyi kontrol altına almak mümkün; “Hapını yut lösemini tut” denebilir. Bu nedenle KML hastaları haplarını mutlaka düzenli bir şekilde almalıdırlar.

Lenfomalarda başarı oranı artıyor

Güncel ilaç ve ışın tedavileri ile bazı lenfoma türlerinde (örneğin Hodgkin Lenfoma) %95’e kadar varan başarı oranları olabilir. Ağır seyreden bazı lenfomalarda ise kök hücre nakli ile yüksek başarı oranları sağlanabiliyor.

Kök hücre nakli

Kan kanserlerinde yeni tedavilerle lösemisiz bir hayat mümkündür. Akut lösemilerde ilk aşama ilaç tedavisidir. Bunun çok iyi yapılması ve erken dönemde hastalığın kontrol edilmesi şarttır. Hastalığın tekrarlaması olasılığı yüksek ise bu aşamada da kök hücre nakli devreye girmektedir. Kan kanserinde kök hücre nakli etkili tedavi yöntemlerinden biridir.

Günümüzde kronik lösemilerde ise hedefe yönelik tedavi uygulamaları ve yeni kuşak tedavilerle sağkalım ciddi oranda uzuyor.

Multiple myelomda hala altın standart

Multiple myeloma’da kök hücre naklinin yerini alabilecek henüz bir ilaç tedavisi yoktur. Güncel tedaviler ile hasta ömrü uzamıştır.

Ömür uzuyor

Yukarıda örneklerini verdiğimiz bazı kanserler dışında bir çok kanser türünün tedavisinde her gün çok önemli gelişmeler olmaktadır. Kanserin erken teşhis ve uygun tedavisi ile hastaların üçte biri tam şifa ile sonuçlanabilir. Ülkemizdeki kanser vakalarında uzun süreli yaşam son 20 yılda yüzde 50’lerden yüzde 66’lara çıkmıştır. 20 yılda sağkalım yaklaşık yüzde 15-20 artmıştır. Bunun sebebi yeni geliştirilen ilaçlar, teknoloji, destek tedavileri ve bakımlardır.

Yeni bir yöntem: “Car T hücre tedavisi”

Kanser tedavisinde kişiye özel adeta butik ve “parmak izi” dediğimiz tamamen bireyselleştirilmiş tedavi uygulamaları ön planda ve bunun giderek yaygınlaşacağını düşünmekteyim. Bir çeşit bireyselleştirilmiş tedavi yöntemi olan immünoterapi yöntemi daha yaygın ve sık kullanım alanı bulacaktır. Kişinin kanser hücresini tanıyan ve onu hedef alıp öldüren bir nevi kişinin kendi doğal bağışıklık sistemin güçlendirilmesi ile kanser tedavi yöntemidir. Ancak şu an tüm dünyada 300’ün üzerinde molekül henüz klinik deneme aşamasında ve çoğu Faz I araştırma düzeyindedir. Gelecek için umut vaat edici sonuçlar vermektedir. Ancak, kök hücre naklinde olduğu gibi ciddi yan etkilere neden olabilecek bir uygulamadır. Bu nedenle kök hücre nakli gibi özelleşmiş merkezlerde kullanılması önerilmektedir. En önemli dezavantajı ise yüksek fiyatıdır. Batıdaki mevcut fiyatlandırma hali ile yaygınlaşması ve sürdürülebilir olması zor gözükmektedir. Farklı çözüm yolları geliştirilmelidir.

A.U: Kan hastalıklarının tedavilerinde hangi alanlarda başarılıyız? Kısa, orta ve uzun vadede ne kadar yol aldık? Daha neler yapılabilir?
F.A: Kök hücre nakillerinde dünyanın sayılı ülkelerinin başında geliyoruz.

Son 15 yılda ülkemizde gerek nakil merkezi, gerek yatak sayısı, gerek ise hasta sayısı giderek artmış milyonda 60 bandını yakalamıştır. Ülkemiz nakil sayısı bakımından gelişmiş batı ülkeleri seviyesine ulaşmış olup AB ülkelerinin ortalamasının üzerine çıkmıştır.

Dünya 1. ligindeyiz

Lösemi dediğimiz kan kanserleri: akut Myeloblastik lösemi (AML), akut lenfoblastik lösemi (ALL), kronik myeloid lösemi (KML), kronik lenfosittik lösemi (KLL); Lenfoma dediğimiz lenf bezi kanserleri: Hodgkin lenfoma, Hodgkin dışı lenfoma; Multiple myeloma dediğimiz kemik iliği kanserleri ve miyelodisplastik sendrom dediğimiz kemik iliği yetmezlikleri gibi hematolojik kanserlerde sağlık hizmeti sunumu bakımından ülke olarak ileri noktada olduğumuzu söyleyebilirim.

Kanser tedavisi nispeten pahalı bir sağlık hizmetidir. Kanser hastaların standart her türlü ilaç, tedavi ve bakımı gelişmiş batı ülkeleri düzeyinde sunulmaktadır. Hiç bir ilave ücret almadan en yüksek standartlarda sağlık hizmeti verilmektedir. Amerika’da veya Avrupa’da deneme aşamasında olan ilaçlara dahi ulaşmak için Sağlık Bakanlığının düzenlemeler yaptığını görmekteyiz. Ayrıca, hastane ve merkezlerimizin dünya standartlarında hizmet vermek için çok büyük atılımlar içinde olduğunu görmekteyiz.

A.U: Erken teşhisin bazen gereksiz tedavilere neden olduğunu düşünüyor musunuz?
F.A: Kanser planlamaları, kayıtları, uygulama ve çalışma standartları, araştırmaları, eğitim ve uygulama standartları, hizmet sağlayıcılarının sertifikasyonu ve akreditasyonu ve sistem performansı dahil olmak üzere kanser yönetimi tüm yönleri ile bilimsel veriler ışığında ele alınmalıdır. Bu bağlamda kanser hastaları için zamanında ve doğru teşhis hayatidir. Çünkü, erken teşhis ile kür elde edilebilir bir hastalığın tamamen yok edilmesi veya yaşam kalitesinin artırılması mümkün olur. Erken teşhis edilemeyen bir kanser ise belki de hastanın kür şansının yitirilmesine sebep olacaktır. Erken teşhisin “gereksiz” tedavilere neden olması ancak eğitim, araştırma ve uygulama standartlarının gözden geçirilmesini gerektirecek bir durumdur. Bu nedenle kapsamlı kanser merkezlerini yaygınlaşması son derece önemlidir. Ulusal veya uluslararası sağlık otoriteleri tarafından tanımlanmış kalitenin diğer boyutları arasında kabul edilebilirlik, uygunluk, yeterlilik veya yeteneklilik, süreklilik ve zamanlama yer alıyor.

A.U: İyi bir patoloji kanserin doğru teşhis ve dolayısıyla tedavisinde hangi oranda etkilidir?
F.A:
Bir kanser hastası için en iyi klinik yönetim; en uygun zaman aralığında, en uygun müdahale ve tedavilerin yapılması, tedavilerin en uygun şekilde tamamlanması ve kısa orta uzun dönem takibini içermelidir. Hastanın tedavi planı; kanser türünü belirleyen patolojik ve/veya moleküler tanıya; anatomik olarak hastalığın yaygınlığı veya evresi; hastanın yaşı, eşlik eden hastalıklar ve genel performans durumu gibi özelliklere göre değişiklik gösterebilir. Patoloji hastanın biyolojik örneklerini inceleyerek kanser teşhisi koyan olmazsa olmaz bölümdür. Kanser laboratuvar hizmetleri arasında patoloji, hematoloji, biyokimya, mikrobiyoloji ve önemi giderek artan sitogenetik ve moleküler genetik laboratuvarı bulunmaktadır. Patoloji ve laboratuvar hizmetleri; doku, kan, serum ve vücut sıvılarını işlemek ve analiz etmek için özel ekipmanlar ve biyolojik örneklerin işlenmesi için donanımlı tesisler gerektirir. Kanser alanında patoloji ve kanser genetik merkezi başta olmak laboratuvarlar, örnek kabul ve raporlama kalitesini optimize etmek ve süreçlerin doğru uygulandığından emin olmak için özel akreditasyon gerektirirler.

A.U: Eğitim araştırma hastaneleri her kanser vakasını kabul etmeli mi? Hem özel sağlık merkezleri, hem devlet hastaneleri açısından değerlendirebilir misiniz?
F.A:
Bir ülkenin birçok kanser kontrol bileşeni kapsamlı kanser merkezlerince sağlanır. Dünya sağlık örgütü, her ülkenin, geniş çapta kanser kontrol hedeflerini geliştiren kamusal destekli kapsamlı kanser merkezlerine sahip olmalarını hedeflemiştir; Bunlar yerel koşullara ve kaynaklara uygun bir örnek hasta bakımı sağlar; ve ülkenin uzman insan ve teknik kaynaklarını kullanır. Kapsamlı kanser sistemleri geliştirme kapasitesi, mevcut kaynaklar, ulusal yönetim, yönetim etkinliği, kamu hesap verebilirliği, sivil toplum kuruluşu katılımı ve diğer faktörlere göre farklılık göstermektedir. Kanser alanında sağlık hizmeti veren merkezlerin fonksiyonları tanımlanmalı ve kaliteli hizmetin sunumu yaygınlaştırılmalıdır. Bunlar:
• Akademik Kapsamlı Kanser Merkezleri
• Kapsamlı Kanser Merkezleri
• Kanser Tanı ve Tedavi Merkezleri
• Kanser Hizmet Birimleri
• Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri

Gelişmiş ülkelerde kanser farkındalık oluşturma aşamasından erken teşhis, tedavi ve rehabilitasyon aşamalarını bütüncül olarak değerlendirmekte ve bu amaçla kapsamlı kanser merkezleri kurulmuştur.

A.U: Yerli ve milli üretim ve Faz I çalışmaları kanser alanında nasıl seyrediyor?

Yerli üreticileri Faz I araştırma merkezine bekliyoruz!

Faz-I klinik araştırma, laboratuvar şartlarında belirli kanser türlerinde etkin olduğu ispatlanmış bir molekülün, kısıtlı sayıdaki benzer hasta grubunda etkinlik, doz ve yan etki çalışmalarının değerlendirildiği bir bilimsel çalışma yöntemidir. Onkoloji Faz I Merkezinin açılışı ile ülkemizin kanser alanında önemli bir ihtiyacı giderilmiş oldu. Merkez, yerli ve yabancı ilaç ARGE endüstrileri ile, bireysel olarak kanser ilacı geliştiren bilim insanlarına açıktır.

Yerli hücresel ürünlerde daha hızlı yol

Kanser tedavisi önümüzdeki yıllarda immünoterapi önem arz edecek ve ciddi ekonomik yük getirecek gözükmektedir. Bu nedenle Türkiye olarak geri kalmamak gerekiyor. Bu bağlamda iyi bir planlama ile kanser tedavisinde yerli hücresel immünoterapi ürünleri gelişim programları hızla desteklenmelidir.

A.U: Eklemek istediğiniz başka neler bulunuyor?

Klinik araştırmalara katılmak bir sorumluluktur

Standart tedaviye cevap vermeyen kanser hastalarına yeni alternatif tedaviler sunmak çok önemlidir. Klinik araştırmalara katılmak “kobay” olmak değildir. Tam tersine klinik araştırmalar ile kanser hastalarının yeni ilaçlara erişilebilirliği sağlanmaktadır. Böylece birçok yeni kanser ilacına dünya ile eşzamanlı ulaşmanın önü açılıyor.

Kanser literatür okumaz!

Hiç bir şeyi dilek, temenni, konuşma veya algı ile sürdürülebilir kılmak mümkün değildir. “Büyük zihinlerin amaçları; küçük zihinlerin dilekleri olur” sözü tam da bunu ifade etmektedir. Kanser alanında düşüncelerin amaç, amaçların eylem, eylemlerin alışkanlık haline gelmesi halinde başarı mümkündür. Kanserler literatür okumaz. Bu nedenle kanserlerden daha çok çalışmak ve çaba göstermek gerekmektedir. Bu bağlamda da “üretken” olmak çok önemli. Özgün değer, yaygın etki, katma değer ve akademik gelişimi önemsemeli, kararlarımızla ve yaptıklarımızla her aşamada umutlu olmalıyız.

Kanıt temelli yaklaşımlar önemli

Kanser alanında da en değerli şeylerden biri zaman ve süreç yönetimidir. Bu bağlamda tüm kaynaklarımızı rasyonel kullanmalıyız. Bunun içinde yazılı olarak standartlarımızı oluşturmalıyız. Tanı, tedavi, takip ve bakım standartlarının uygulanması ile kalite değerimiz artacak ve kanser yönetiminde risklerimiz azalacaktır. Kanser yönetiminde ihtiyacımız olan “ortak akıl” oluşturmaktır. Bu bağlamda ortak tümör konseyleri son derece önemlidir. Unutmayalım, hiçbirimiz hepimiz kadar akıllı değiliz. Bu bağlamda kanser hastası, yakını, tanı- tedavi-bakımtakip süreçlerini yöneten sağlık profesyonelleri bilim ışığında ortak akılda buluşmalıdır.