hospitalmanager Dergisi bu sayısında çiçeği burnunda mezun olan ve mesleklerinin geleceği ve istihdam edilme konusunda kaygı ve sıkıntı yaşayan Bezmialem Vakıf Üniversitesi Odyoloji Bölümü mezunu öğrencilerinin sorularını sayfalarına taşıdı. Bu sayımızda öğrenciler sordu. Cevaplarını ise Cochlear Türkiye Genel Müdürü Gül Erden cevapladı. Gül Erden, “KBB ve odyoloji birbirini tamamlayan ve destekleyen iki ana dal” olduğunı söyledi ve ekledi: “Dünyada, KBB’den daha genç bir meslek dalı olan odyoloji alanında eğitim içeriği ve süreleri, meslek mensubu olma kuralları, iş yapışıyla ilgili yönetmelik ve yasaların, organizasyon ve işleyişin daha net olduğu ülkelerde odyoloji daha fazla katkı sağlayarak, daha fazla üreterek yoluna devam ediyor.”

B.V.Ü.Ö. : Kulak – Burun – Boğaz (KBB) uzmanları ve odyologların çalışma prensipleri hakkında neler söylersiniz? KBB uzmanları gerçekten odyologları benimsediler mi? Sorunları varsa neler?
G.E:
KBB ve odyoloji birbirini tamamlayan ve destekleyen iki ana dal. Tanı konulma aşamasında, ve cerrahi öncesi ve sonrası tedavilerde, takiplerde odyologlar kilit rol oynayan meslek sahipleri. Her iki meslek sahibi de birbirlerinin alanını doğru tanıdığı ve ortak noktaları olan hasta için en ideal çözümü bulma, uygulama çabasında olduklarında, hasta-odyolog- KBB işbirliği en verimli sonuçları veriyor. Sorumluluk ve faaliyet alanları sağlık otoritelerince net olarak belirlenen her meslek grubu mensubu birbirine ve diğerinin yaptığı işe saygı duyduğu, ortak noktalarının hasta ve hastanın menfaati, iyiliği olduğunu unutmadıkları sürece fikir anlaşmazlıklarına mutlaka çözüm bulunacaktır. Dünyada, KBB’den daha genç bir meslek dalı olan odyoloji alanında eğitim içeriği ve süreleri, meslek mensubu olma kuralları, iş yapışla ilgili yönetmelik ve yasaların, organizasyon ve işleyişin daha net olduğu ülkelerde odyoloji daha fazla katkı sağlayarak, daha fazla üreterek yoluna devam ediyor.

B.V.Ü.Ö. : İşitme cihazı piyasasının sorunları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
G.E:
Temel sorunların başında eğitimdeki boşluklar var. Edinilen bilginin güncellenmesi ve dönem dönem test edilmesi lazım. Çok fazla firma var, rekabet nedeni kısa vadeli kazançlar için piyasa kırılıyor. Denetim yok denecek kadar az, hasta güvenliği, hijyen, çalışanların yetkinliği, basiretli tacirlik yapılıp yapılmadığı düzenli denetlenmiyor. Hizmet kalitesi zayıf. Cihaz kullanıcılarının sektöre güveni oldukça düşük çünkü yüksek fiyatlar vererek satın aldıkları cihazlardan istedikleri performansı çoğu kez alamıyorlar. Bu da ya hastaya uygun cihaz verilmemesinden ama daha çok cihaz ayarlarının yeterli ve hastanın odyogramına uygun yapılmamasından kaynaklanıyor. Kalıp yapımı önemli. Satış sonrası hizmet zayıf. Odyologlar ve odyometristler arasında bir anlaşma ve sorumluluk paylaşımı gerekli. Aynı zamanda birbirlerinin alanlarına saygı duymayı, karşılıklı gelişimlerini desteklemeyi öğrenmeleri ve kabul etmeleri gerekiyor. Odyoloji ve odyometristler derneklerinin elele işitme sağlığı farkındalığı, çözümleri, istihdam, profesyonel eğitim, halk / aile eğitimleri, işitme engelli rehabilitasyonu gibi konularda verimli, üretken, sonuç odaklı çalışmalar planlaması ve uygulaması fayda sağlayacaktır.

B.V.Ü.Ö. : Her sene üniversitelerde odyoloji bölümü açılıyor. Bu da mezun sayısında artış olması anlamına geliyor. Bu artışın devlet ve özel sektör nazarında şu an bir karşılığı var mır? Bu konuda gelecek ile ilgili öngörüleriniz neler?
G.E:
2009 yılında sektöre girdiğimde gerek odyometrist gerekse odyolog sayısında sıkıntı vardı. Mevcut rakamlar ihtiyaca yetmiyordu. Son 10 yıl içinde bu konuda ciddi bir yatırım yapıldı, okulların odyoloji bölümleri mezun vermeye başladı. Bu olumlu gelişmeyle birlikte, ihtiyaç duyulan istihdam için gerekli mekanizmalar devreye sokulmadı. Halen üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde odyoloji departmanları yeterli büyüklük ve yapıda değil. Kadro verilmediği için bir çok mezun açıkta veya sektörün farklı alanlarına kaymış durumdalar. Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir araya gelerek yapacağı odaklı bir çalışma ile, tüm 3. basamak hastaneler için etkin çalışabilecek odyoloji bölümü kurulması, gerek hastaneler gerek rehabilitasyon merkezleri gerek işitme merkezleri için istihdam koşul ve şartlarını belirlemesi, hem hizmet alan hastalar açısından hem de eldeki kaynağın verimli kullanılması açısından fayda sağlayacaktır. Şu anda Türkiye’de tüm mezunları istihdam etmeye yetecek kadar açık var ve bilgili eğitimli, çalışma ve katkı sağlama arzusu olan gençlerle sektörün hizmet kaliesi ve müşteri memnuniyetinin yükseltilmesi, sektöre güvenin sağlamlaştırılması mümkün.

B.V.Ü.Ö. : Atama bekleyen yüzlerce odyolog olmasına rağmen kadrolar çok yetersiz. Her devlet hastanesinde yeterli odyoloji ünitesi ve odyolog bulunmazken; özel ve kamu hastanelerinde odyologların yapması gereken işleri diğer sağlık personelleri yapıyor. Bu gibi sorunlara yönelik çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
G.E:
Bu konuda bizim spesifik bir çalışmamız olmamakla birlikte – ki bu aslında KBB – Odyoloji dernekleri ile Sağlık Bakanlığı ve hatta Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortak çalışma ile iyileştirmesi gereken bir alan – sektördeki bir çok kilit paydaşın katılımı ile başlatmak istediğimiz “işitme sağlığı farkındalığı” sosyal sorumluluk çalışması ile bu konuda ilk adımlara vesile olmayı umuyoruz.

B.V.Ü.Ö. : Odyoloji lisans eğitimi dışında, birçok farklı bölümde lisans eğitimi almış kişiler de odyoloji yüksek lisans programına girebiliyor. Ancak diğer bazı yüksek lisans programları yalnızca kendi alanında öğrencileri programa kabul ediyor. Uzman odyolog olmak üzere yüksek lisans programlarına “Odyoloji lisans diploması” sahibi olma koşulunun getirilme olasılığı üstüne fikirleriniz nelerdir?
G.E:
Elbetteki her meslek sahibinin, çalıştığı alanın temel eğitimi olan 4 yıllık lisans eğitimini almış olmaları tercih edilebilir. Diğer yanda kişilerin meslek edinme, eğitim alma tercih ve özgürlüklerine de önem verilmeli. Bazı bölümler örneğin fizik mühendisliği gibi aslında “ses” ile yakından alakalı. Bu kişi sağlık ile fizik kesişmesinde çalışmak istiyorsa, odyoloji uygun bir kesişim olabilir ve bu hakkı o kişinin elinden almamalıyız. Sektörün ilk yıllarına baktığımızda iki yılık yüksek lisans programlarından mezun olarak sektöre öncülük etmiş çok başarılı odyologlarımız var. Dolayısı ile bu tamamen yanlış bir uygulama da diyemeyiz. Önemli olan aldığınız lisans ve yüksek lisans eğitiminin içerik ve kalitesi, kişinin çalışma ve kendini geliştirme azmi, yeniklere açık olması. Bir de odyoloji eğitimine başvuran kişini lisans alanının ne olduğu. Kişiler sadece 4 yıllık bir üniversite bitirdi diye odyolojiye girmemeli, odyoloji ile uyumlu olabilecek lisans eğitimli olan kişiler odyolojiye başvurabilmeli. Bu tamamen kişisel görüşüm.