2016 yılı Kasım ayından bu yana faaliyetlerini sürdüren 250 yatak kapasiteli Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 38 cerrah öğretim üyesi tam gün görev yapıyor. 10 ameliyathanesi bulunan hastanede tüm ameliyathane salonlarında 46 inch Pacs monitörleri, 9’unda kayar özellikli son teknoloji ameliyat masası, bir ameliyathanede karbon fiber radyo-frekans cerrahi masası, O-arm skopi cihazı, navigasyon sistemi yer alıyor.

“Güvenli Cerrahi Hayat Kurtarır” kavramını benimseyerek hareket eden Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi 2016 yılından bu yana 250 yatak kapasitesi ve 10 ameliyathane ile faaliyetlerini sürdürüyor.

Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mazhar Semih Baskan, Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde kullandıklarını ifade ettiği son teknolojiyi, konfor sağlaması, geniş bir görme alanını temin etmesi, hastanın ameliyat sonu dönemde erken mobilize ve taburcu olması ve enfeksiyon riskinin azalması gibi faktörler nedeniyle tercih ettiklerini ifade ediyor. Prof. Dr. Baskan ameliyathaneleri hakkında şu bilgileri vererek sözlerini sürdürüyor: “Ameliyathanelerimizin birinde Göz Anabilim Dalı’na bağlı olarak ‘Laser’ uygulamalarını yapıyoruz. Diğer 3 ameliyathanemizin her biri 54,5 metrekare alana sahip olup, kardiovasküler cerrahi, beyin cerrahisi ve ortopedi ve travmatoloji anabilim dallarına tahsis edildi. Geriye kalan 6 ameliyathane ise 45 metrekare ‘Class 6’ standartlarında olup genel amaçlı olgular için ayrıldı. Tüm ameliyathane salonlarımızda 46 inch Pacs monitörleri mevcut. 9’unda kayar özellikli son teknoloji ameliyat masası, 1 ameliyathane karbon fiber radyofrekans cerrahi masası, O-arm skopi cihazı, navigasyon sistemi bulunuyor.”

Prof. Dr. Semih Baskan, yapılan özellikli ameliyatları ise şöyle sıralıyor: “Genel cerrahide meme, kanser cerrahisinde onkoplastik cerrahi, laparoskopik kolon ameliyatları, jinekolojik onkolojide paraaortik lenf disseksiyonları, KBB’de ses cerrahisi, ürolojide laparoskopik prostatektomi, beyin cerrahisinde endoskopik disk ameliyatları, ortopedide diz, kalça, omuz ve vertebra ameliyatları.”

Güvenli cerrahi hayat kurtarır

2000 yılında Amerika’da Instıtute of Medicine’in yayınladığı Rapor’un tüm dünyada büyük ses getirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Baskan, “Bu rapora göre; her yıl ABD’de tıbbi hatalar nedeni ile 98 bin kişi hayatını kaybediyordu. 2008 yılında ise Dünya Sağlık Örgütü ‘Güvenli Cerrahi Hayat Kurtarır’ kavramını geliştirdi. Ülkemizde de bu slogan kısa zamanda yürürlüğe kondu. Bununla birlikte ameliyat öncesi, ameliyatta ve ameliyat sonrasında uygulanan kontrol listeleri oluşturuldu. Yanlış hasta, yanlış taraf cerrahisi, hastanın vücudunda unutulan yabancı cisimler (aletler) ile sorunlar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de azalmaya başladı” açıklamasında bulunuyor ve Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki yaklaşımları hakkında ise şu bilgileri veriyor: “Uluslararası standartların yanı sıra Sağlık Bakanlığı’nın koyduğu Ulusal Kalite Standartları ve Enfeksiyon Kontrol Komitesi Kuralları bizler için olmaz ise olmazların başında yer alıyor. Ameliyata alınacak hastalarımızın gerek ameliyat öncesi dönem hazırlıkları, gerek ameliyat esnası ve sonrası dönemlerinde hasta güvenliğinin ve kalitesinin ön planda tutulduğu uygulamalarımız örnek teşkil edecek düzeyde. Örneğin hastaneye yatan bir hastada enfeksiyon saptanırsa öncelikle bunun tedavisi, ameliyatının daha sonra planlanması, hastaların tetkiklerinin mümkün olduğunca ayaktan tamamlanması, hastane enfeksiyonlarından kaçınmak açısından hastaların erkenden taburcu edilmeleri Okan Hastanemizin olmazsa olmaz kurallarının başında geliyor.”

• Yatay mimari yapı

• Kayıt edilen ameliyatlar

Ameliyathanelerin mimari boyutunu da anlatan Prof. Dr. Baskan, “Ameliyathanelerin Acil Servis, Yoğun Bakım, Sterilizasyon Ünitesi, Doğumhane, Radyoloji gibi kritik alanlarla entegre olacak şekilde konumlandırdıklarını” söylüyor ve özellikleri anlatmaya şöyle devam ediyor: “Yatay mimari yapısı ile acil servise gelen hastalar hiç vakit kaybetmeden ameliyata alınabiliyorlar. Öte yandan, aynı şekilde ameliyattan çıkan bir hasta kolay ve hızlı bir biçimde yoğun bakıma transfer olabiliyor. Aynı hizmet akışı doğrultusunda ameliyatta kullanılan cerrahi aletler sterilizasyon ünitesinde steril edildikten sonra tekrar steril alandan ameliyathaneye ulaştırılıyor. Ameliyathanelerimiz çift kapılı olup, bundan dolayı hasta ve cerrah farklı kapılardan içeriye girebiliyor. Benzer şekilde kirli ve temiz malzemelerin de farklı kapılardan transferleri sağlanabiliyor. Yukarıda sözü edilen tüm ameliyathanelerimizde bulunan PACS monitörleri bizlere pek çok kolaylıklar sağlıyor. Bu monitörler sayesinde hastaların çekilen tomografileri, MR’larına ait görüntüler filme basılmadan ameliyathane odasında bulunan 46 inch ekrandan cerrahi ekip tarafından izlenebiliyor. Aynı şekilde ameliyatların kayıtları sağlanabiliyor. Hastaların dışarıda yaptırdıkları tetkikler de ekran üzerinden incelenebiliyor. Tüm ameliyathane salonlarındaki cerrahi lambaların üzerlerinde bulunan kameralar ile olgular kayıt edilebiliyor. Ameliyathanede bulunan O-arm cihazı ve navigasyon sistemi sayesinde hastanın görüntülenmesi ameliyat masasında 3 boyutlu olarak gerçekleştiriliyor. Var olan Navigasyon sistemi sayesinde gerçekleştirilen kranial cerrahi ameliyatlarında hedeflenen noktaya direkt olarak ulaşabiliyor ve bu sayede ameliyat süresinin kısalması, aynı şekilde kısa sürede taburcu olmasına olanak sağlanıyor. Ameliyathanelerimizde HD görüntüleme sistemleri, beyin cerrahisi, ortopedi, KBB, göz branşları için spesifik ameliyat mikroskobu, karbon fiber radyo frekans cerrahi ameliyat masası, bunlara ilaveten ileri teknoloji ürünü anestezi cihazları, ultrasonik aspiratörler de yer alıyor.”

Yüzde yüz taze hava veren sistem her zaman devrede

Ameliyathane salonlarının 14644- 4 standartlarına uygun bir şekilde dizayn edildiğini de ifade eden Prof. Dr. M. Semih Baskan, mevcut 10 ameliyathaneye de “Laminar Airflow” sisteminin yerleştirildiğini belirtiyor.

Öte yandan, salonlarda saatte 50 kez hava değişimine olanak sağlayan yüzde 100 taze hava veren sistemin yerleştirildiğinin altını çizen Prof. Dr. Baskan şöyle devam ediyor: “Ameliyathane salonlarımız birbirinden tamamen bağımsız olarak otomasyon sistemi ile kontrol ediliyor. Ameliyathane ortamındaki sıcaklık ve nem, sisteme girilen minimum ve maksimum seviyeleri sayesinde otomatik olarak kontrol edilebiliyor. Duvarlarda kullandığımız kompakt laminat malzemeler anti-bakteriyel ve silinebilir yapısı sayesinde enfeksiyon riski önlenebiliyor. Aynı şekilde ameliyat salonlarının zeminlerinde de anti-bakteriel zemin kaplama bulunuyor. Hasta güvenliği açısından kirli ve temiz malzemeler ayrı kapılardan ameliyat salonuna giriyor ve çıkıyor. Cerrah, elini yıkadıktan sonra en kısa yoldan ve hiç bir yere sürtünmeden ameliyat salonuna girebiliyor. Ameliyathane salonlarımızda periyodik olarak partikül ölçümü ve validasyon testleri bağımsız kuruluşlarca yapılıyor.”

Hedef: “Organ nakilleri ve obezite ameliyatları”

Önümüzdeki dönem için planlarını da paylaşan Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semih Baskan, “Bugünlerde organ nakillerine böbrek nakilleri ile başlamayı hedefliyoruz. Bunu takiben deneyimli cerrahlarımız ile ameliyat çeşitliliğini artırmak düşüncesindeyiz. Obezite ile mücadelede başarılı sonuçlar alınan morbid obezite ameliyatları ve karaciğer nakilleri bu çeşitlilikler arasında gösterilebilir” diyor.

Tekrar dünyaya gelsem gene cerrah olmak isterim

Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mazhar Semih Baskan, “Cerrahlığın bir özveri mesleği olduğunu herkesin kabul etmesi gerektiğinin altını çiziyor” ve mesleği ile ilgili duygularını ise şöyle ifade ediyor: “Zor ve yorucu meslek sevilmeden yapılmaz. 46 meslek yılını devirmiş bir cerrah olarak, dünyaya tekrar gelsem gene cerrah olmak isterdim. Yalnız bir şartımı da eklemeden geçmeyeyim. Aynı asistanlık, başasistanlık, genç dönemlerinde olduğu gibi olması koşulu ile. Yoksa her gün sözlü veya fiili saldırıya uğranılan, öldürülen meslektaşlarımızın sayılarının arttığı günümüzde hekimlik yapmaya pek gönlüm yok.”

AB Ülkelerinde OECD A.B. Sağlık İstatistikleri ve Türkiye-Kasım 2015 Raporu’na göre 100 bin kişiye düşen cerrah sayısı 79.1 iken Türkiye’de ise bu oran 100 binde 38.6 olduğunu bilgisini de aktaran Prof. Dr. Baskan tabloyu şöyle çiziyor: “Bunun açılımı cerrah uzman sayımızın Avrupa Birliği ortalamalarının yarısının da altında oluşudur. Dolayısı ile yoğun iş gücü altında bunalan cerrahi uzmanlarına destek olabilmek için yenilerinin yetişmesine gereksinim var. 2015 yılında Nisan TUS Sınavı’nda ilk 100’e giren adayların tercih ettikleri dalların dermatoloji, radyoloji, fizik tedavi ve benzeri dalların olması dikkat çekicidir.”