Prof. Dr. ZUHAL BALTAŞ
Halk Sağlığı Uzmanı / Psikolog

2020’de karşı karşıya olduğumuz Covid-19 pandemisi nedeniyle birey, aile ve toplum düşünemeyeceği bir hayati riski derinden yaşıyor. Psikolojik, bedensel, sosyal ve ekonomik kriz herkesin kapısının önünde, belki de evinin içinde. Bu günler geride kaldığında, eğer yaşamımızı sürdürebilirsek, zorlayıcı deneyimler yaşamış farklı insanlar olacağız. Umulmadık durumlar ve zorluklar karşısında Nietzsche’nin “Yaşamak için nedeni olan kişi, hemen her türlü nasıla katlanabilir” sözünü hatırlama iyi oluyor. Kendini toparlamaya düşünceleri planlamaya ve enerji toplamaya yardımcı olur. Sorun, var olmayı birey ve toplum olarak sürdürebilmektir. Canlılığı sürdürme güdüsü, mücadelenin yönünü belirleyeceği gibi engelleri aşacak gücü bulmayı da mümkün kılar. Hepimizi ilgilendiren konu bu güdünün bireysel önemi kadar, toplumsal önemlinin içselleştirilmesidir.

Hekimlerimizin iki nesil öncesinde hizmet verdikleri koşullar çok ama çok zordu. Çanakkale savaşında Osmanlı ordusu, Kurtuluş savaşında da Kuva-yi Milliye ordusu mücadele verdi. Sahra hastanelerinde yapılanlar sadece harp yaralıları ve malullerini hayata döndürmekle sınırlı değildi. Hijyen, beslenme, muharebe koşulları ortaya pek çok salgınla hastalığın çıkmasına ve yayılmasına sebep oluyordu. Tifo, tifüs, verem, sıtma yaşamları yok eden salgınlardı. Toplumun her kesiminde bu hastalıkların izi vardı. Çocukluk yıllarım, insanın bir dişi anofel (sivrisinek) karşısındaki mağlubiyetine tanıklık ederek geçti. Büyük babamdan sonra hekimlik misyonunu benimsemiş olan babam da sağlığın korunması ve tedavisinin peşindeydi. Cumhuriyet dönemi sıtma eradikasyon kurumunun hekimi olarak yurdun her köşesinde hizmet verdi. Tek hücreli parazit olarak kan sıvısının alyuvarlarına yerleşen plazmodiumların tüketmekte olduğu bedenleri hayata bağlamaya çalışıyordu. Sıtma vücudu sardığında adım adım pek çok organın yetmezliğine yol açar ve ölüm kaçınılmaz olur. Halk tabloyu da sonunu da gayet iyi bilir, ancak ne yapacağını bilemezdi. Ne var ki tanı koyma, tedavi ve bulaşmayı önlemede Sıtma Eradikasyon Ekibi’nin eli güçlüydü.

Birbirini koruma ve kollama sorumluluğu düşüyor

Bugün içinde yaşadığımız Covid-19 pandemisinde ise durum henüz bundan çok uzakta. Salgın konusunda henüz aydınlanmamış pek çok yön var. En kesin bilgi ölümcül olduğu. Semptomlar değişken, sekeller belirsiz, tedavi protokolleri çeşitli. Bir salgının korkutuculuğunun önüne geçecek en değerli ürün olan aşının fazları henüz güvenli bir biçimde tamamlanmadı. Bireylere sağlık davranışını öğrenme, ciddiye alma ve uygulama, topluma birbirini kollama ve koruma sorumluluğu düşüyor.

Uçak güvenlik anonslarında yolculara verilen hayati bilgilerin başında uçak içinde basınç değişikliği olursa tavan kapakları açılarak maskelerin çıkacağı bilgisi gelir. Oksijen maskeni kime takacaksın? Öğrenmemiz gereken önce kendimize takacağımız. İçinde bulduğumuz bu yaşam krizi içinde aynı hayati soruyu sorabiliriz. Salgının yayılmasını önlemek için kuralları kime öğreteceksin? Cevap aynı; ‘önce kendine’. Virüs sana gelmediğine göre sen de ona gitmeyeceksin. Eğer sende varsa dağıtmayacaksın. Yapacakların hijyeni korumak, maske kullanmak ve mesafe meselesini ciddiye almak. Konunun özü yaşamak ve yaşatmaktadır. Hem birey hem toplum olarak yapılacaklar var. Şimdi sağlık psikolojisi açısından müdahale çalışmalarında dikkat edilecek bazı başlıkları ele alalım.

Toplum bilinci

Covid-19 mücadelesine katkı sağlamak destek vermek isteyen herkes diğerlerinin yaşam hakkına saygı göstermelidir. Toplum bilinci, insanın varlığı ve sürdürülmesi üzerine kurulu değerleri temel alır. Bu bilinç ne kadar gelişmişse ülkenin içine düşebileceği zorlukları birlikte aşma gücü o düzeyde yüksektir. Durkheim’a göre toplum gerçekliği bireylerin eylemlerini etkileyen ve sınırlayan kolektif bir bilinç olarak birey bilincinde yer alır.

Salgının gerektirdiği duyarlılığı göstermek bilim yolunu ilke olarak belirlemekten geçer. Bu dönemde davranış kuralları kesin olarak uygulanırsa sağlık hizmeti verenlerin üzerindeki baskı azalır ve tedavi protokollerinin geliştirilmesi için tıp otoritelerine tanınan süre uzayabilir.

Toplum hayatını düzenleyen üç alan tanımlanır. Birincisi yasaların etkili olduğu “yasaların egemenlik” alanı. Bu alanda kişinin yapacakları ve yapamayacakları yasalarla tanımlanmıştır. İkincisi bireysel tercihin geçerli olduğu bireyin “özgür seçim” alanı. Kişinin kendi tercihine göre istediğini yapmakta özgür olduğu özel alandır. Üçüncüsü ise “gönüllü itaat” alanıdır. Polis zoru olmaksızın bireylerin yasalara gönüllü olarak uydukları alandır.1 Bireyin özgür seçimi ve gönüllü itaat alanındaki tutumları sadece kendi için değil, toplumun tümü için geçerli olmalıdır. Temel hak ve özgürlüklerin korunması yargı kurumlarına olduğu kadar sivil topluma da düşer. Bilinçli toplum, nereye gittiğini düşünen, yanlışların ortağı olmayı reddeden, yanlışlardan hesap sorabilen, yaşamı kendi iradesiyle yönlendirmeyi ve kişisel sorumluluğu bilen insanların toplumudur.2 Toplumsal bilinç, yüksek insani değerlere sahip olmayı getiriyor. Bir yandan kişisel haz ve menfaatlerin ötesine geçebilmeyi, diğer yandan insanlara ve yaşadığı evrene karşı sorumluluklarını kapsıyor. Yeni koşullara özgü yeni normlar bireyin kendi değerlerine ve toplum değerlerine sahip çıkmasıyla oluşabilir.

Bencil olmaktan birlikte var olmaya

Bireyin kendi yaşama güdüsü diğerlerinin yaşamasına duyulan ilgiden doğal olarak daha yüksektir. Aynı zamanda diğerlerinin kaderini önemseyen tutumlar uzun vadede kendine dönecek eylemleri oluşturur. Diğergamlık (Alturizim) motivasyonu genetik, bilişsel ve sosyal faktörlerin etkileşimiyle oluşur ve toplum bilincinin önemli bir yapı taşıdır. Diğergamlık, diğerlerinin konforunu gözeten ve bencil olmayan girişimleri kapsar. Araştırmacılar çeşitli kişilik ölçekleri arasında bağlantılı görülen bazı özellikler tanımladı. Yardımlaşma davranışı gösteren kişilerde; toplum yanlısı yönelim, sosyal sorumluluk alma eğilimi, ahlaki akıl yürütme ve toplum yanlısı karar alma davranışının belirginleştiği görülüyor. Bu özelliklerin kazanılmasını yükleme (atıf-attribution) kuramı üzerinden tanımlayabiliriz. İnsanlar olay ve davranış ilişkisini duygular ve akıl yürütmeler üzerinden kurgular. Nedenler ve sonuç arasında düzenli bir biçimde sürmesi gereken ilişkiler ararız. İnsan dünyayı tutarlı bir şekilde anlama ve çevreyi kontrol etme ihtiyacı duyar. Bu ihtiyaçlar nedeniyle, başkalarının nasıl davranacağı konusunda önceden kestirimlerde bulunmak isteriz.3

Bireysel değişimin zihin dinamikleri

Sağlık psikolojisi ve koruyucu sağlık davranışı müdahalelerini yönetmek birey ve toplum psikolojisini etkileyen değişkenleri tanımakla sağlanır. Bireyin kendini koruma ve diğerlerine yardım tutumu duygu ve kararlarla bağlantılıdır. Söz konusu ikiliye müdahale alanını 4 çerçevede ele alabiliriz:

1. Zihniyet değişiklik ilkesi:

Zihinsel modeller davranış değişikliğinin en klasik yapısıdır. İleri araştırmalar bilginin düz bir çizgide ilerleyerek davranışı değiştirmediğini gösterdi. Bilginin kısmen de olsa harekete geçirici gücünden yararlanmayı amaçlar. Avrupa Sağlık Psikolojisi Birliği Mart 2020’de Covid-19 için bir model önerdi (Şekil 1).

2. I. sistem kestirme yol ilkesi:

Virüsün yaşam tehdit algısı, kişisel duygu farklılıkları nedeniyle, herkeste aynı değildir. I. sistem kararları önyargı ve duygulara dayalı olarak otomatikleştirir. Kararlar davranışın itici gücüdür ve iki ucu keskin kılıç tanımına uygundur. Kaygı ve tiksintinin, uygun koruyucu önlem almayı sağlayan iki duygu olduğu görüldü. Hastalık riskinin ileri derecede tehdit oluşturması bir savunma mekanizması olarak farklı tutumlardan kaçınma nedeni olabilir.4 Kaygı ve tiksinti doğurabilecek endişe uyandıran tüm mesajların insanın kendisini korumak için yapabileceği eylemlerle birleştirilmesi önemlidir.5

3. Yeni alışkanlık kazanmak:

Değişen koşullar alışkanlıkları da değişime uğratır. Hayat rutinin dışına çıkar. Sağlık psikolojisi uygulamalarında yaygın kullanılan modeller var. Hepsinin temeldeki zorluğu farkındalık oluşturmak ve durumun kişiye etkisi açısından davranış değişikliğine ikna edecek bağı kurmaktır.6 Kalıplaşmış tutumlar bilgi aktarımıyla değişmez.

Davranış değişikliği önerisinin başında el hijyeni ve “elinizi yüzünüze, gözünüze, burnunuza götürmeyin” önerisi geldi. Araştırma bulguları, tuvalet alanına giren kadınların % 65’inin ve erkeklerin de sadece % 32’sinin sabun kullandığı saptadı.

İkinci kurala ise daha da yabancıyız. Araştırmalar, yüzlerimize ortalama saatte 20 defadan fazla dokunduğumuzu gösteriyor. Günlük uyku saatini 7 olarak düşünüp hesap dışı bırakırsak bir günde ortalama (17 x 20) 340 kez elle yüze temas ettiğimiz gerçeğiyle karşılaşırız.7

İnsanlara sadece yapmamalarını söylemek sonuç vermez. Beden dili jest ve mimikleri büyük ölçüde otomatiktir ve kontrolü zordur. Bu durumda öneri “Ellerinizi omuz seviyesinin altında tutun” olabilirdi.

4. Tasarım ilkesi:

Yeni bir davranış kazanmanın zorluğunu herkes kendi hayatında yaşamıştır. Bireylerin önerilen davranışı yaşamlarına dâhil etmelerinin kolaylaşması için iki koşul önceliklidir. Rutinlerinde en az değişikliği yapmalarını sağlamak ve adım adım ilerleyecekleri seçenekleri sunmak. Davranışı çekici ve kolay hale getirmek ve ilgili kişi veya gruplarla işbirliği içinde olmak önerileri zenginleştirir. Burada “haydi sen de katıl” uyaranı veren nudge’lar önem kazanıyor. Kişinin yapması beklenen davranış için tasarımlar düzenlemek çağdaş psikolojide kullanılan etkin bir yoldur. Sağlık kurumları uzmanların işbirliğiyle nudge üniteleri oluşturarak uygun nudge tasarımlarını üretebilirler. Davranış değişimi beklenen alanlarda üretilen örnek tasarımlar için nudgenetwork.net ziyaret edilebilir.

Kıssadan hisse

Virüsten en etkili korunma yöntemi birey ve toplum bilincinin ortaya çıkması ve yaygınlaşmasıdır. Bu bilinç yeni normları belirler. Bu normu ortaya koyan algılar ve tutumlar yeni normal olarak tanımlanan davranışları oluşturur. Sağlık politikaları bu çerçevede ele alınmalıdır. En güçlü savunmanın kişisel sağlık davranışı düzenlemesi olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

 

Kaynakça:

1. Baltaş A. Yurttaşlık bilinci [İnternet]. Uygun erişim: https://www.acarbaltas.com/yurttaslik-bilinci/

2. Atabek E. Bilinçli eğitim… bilinçli toplum… [İnternet]. Uygun erişim: https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/erdal-atabek/ bilincli-egitimbilincli-toplum-370760

3. Weiner B, Nierenberg R, Goldstein M. Social learning (locus of control) versus attributional (causal stability) interpretations of expectancy of success. Journal of Personality 1976; 44(1): 52–68.

4. Croyle RT, Sun Y-C & Hart M. Processing risk factor information: defensive biases in health-related judgments and memory. Kitap bölümü: Petrie K & Weinman Ja. (9. Bölüm). London: Routledge; 1997.

5. Peters G-JY, Ruiter RAC, Kok G. Threatening communication: a critical re-analysis and extension of meta-analyses to determine the behavior change potential of threatening health information. Health Psychol Rev. 2013; 7(Suppl. 1) S8–S31.

6. Baltaş Z, Sağlık Psikolojisi: Halk Sağlığında Davranış Bilimleri. İstanbul, Remzi kitabevi, 2000.

7. Kwok YL1, Gralton J1, McLaws ML2. Face touching: a frequent habit that has implications for hand hygiene. Am J Infect Control 2015; 43(2):112-4.