Sağlık Profesyonellerinin Dergisi
2 Haziran 2021

Dr. Öğretim Üyesi CEMİL DENİZ YORGANCILAR
Özel Çankaya Hastanesi Genel Müdürü
Ankara Sağlık Kuruluşları Derneği (ASKD) Yönetim Kurulu Başkanı

Covid-19 pandemisi, sağlık yöneticileri ve sağlık çalışanları adına oldukça zorlu geçiyor. Yaşadıkları zorlukların yanı sıra değişen pratiklere yeni çözümler ve programlar yaratarak süreci başarıyla yöneten sağlık sektörü çalışanları, gerçek anlamda attıkları her adımda ‘’kahraman’’ olmayı hak ettiler. Bu dönemde sağlık sektöründe yaşanılanları ve önümüzdeki yıllar için öngörülerini Özel Çankaya Hastanesi Genel Müdürü ve Ankara Sağlık Kuruluşları Derneği (ASKD) Yönetim Kurulu Başkanı, Dr. Öğretim Üyesi Cemil Deniz Yorgancılar hospitalmanager için yorumladı.

H.M: 2020 yılını hem kendi kuruluşunuz hem de sektör açısından kısaca değerlendirebilir misiniz?

C.D.Y: İnsanoğlu geçmiş yüzyıllardaki veba, kolera, tifüs salgınları; bu yüzyılda da menenjit, kızamık, grip, SARS, MERS ve Ebola gibi virüslerin karakter değiştirdiği, etkisini kaybettiği düşünüldüğü anda eskisinden daha güçlü şekilde ortaya çıkan ve her seferinde daha acımasız bir kimliğe bürünen yüzlerine tanıklık etti. Covid-19, 2019 yılında bizi yeni bir sınavla karşı karşıya bıraktı.

Covid-19 pandemiye dönüştüğünde; gerekli önlemleri erken dönemde alan, stratejilerini sürekli güncelleyen, süreçleri yakından takip ederek doğru ve yeri geldiğinde cesaretli adımlarla kararlar alan liderler, yönettikleri kurumlar için bu kaosu stabil hale dönüştürmeyi başardılar. Ben de elimden geldiğince bu prensipler eşliğinde hem hastalarımızın hem de Özel Çankaya Hastanesi’nin en az zararla bu süreçten çıkması için çalışma arkadaşlarımla birlikte yol almaya devam ediyorum.

2020 yılı sağlık sektörünün tüm paydaşları açısından farklı öğretileri olan bir yıl oldu. Her yıl için öngörülebilen hesaplamalarla oluşturduğumuz 2020 yılı plan ve bütçeleri, pandemi ile beraber öngörüden uzak bir hal aldı. Ne kadar hazırlıklı yakalandınız derseniz, hiç de hazırlıklı değildik. Sağlık sektörü temsilcisi olarak sürekli değişken krizlerle karşılaşıldığı için dinamiklerimizi hızla oluşturduk.

Sağlık sektöründe hızlı karar almak ve doğru uygulamalarla süreç yönetmek dışında bir şansınız olmuyor. Krize adaptasyon hızlı oldu, aslında zorunlu olarak böyle oldu. İlk önceliğimiz, çalışanlarımızın ve çevrelerinin sağlığını korumak oldu. Bu konuda çalışma planları, eğitimler, koruyucu ekipmanlar gibi proaktif yaklaşımlarımızı oluşturduk. Medikal ve idari koordinasyon ekipleri oluşturduk ve birlikte aldığımız kararları enfeksiyon kontrol grubuyla, bilimsel temelini atarak uygulamaya koyduk.

Salgından korkup hastanelere gitmeyen kronik hastalar, daha büyük zararla karşılaştı

Sağlığımızı koruyarak, toplum sağlığı için fedakârlıkla çalışmaya devam ettik. Böyle bir süreçte amaç minimal etkilenmeyle maksimal hizmeti sağlamak üzerine geliştirilen stratejilerle var olmaya devam ettik. Algılarımızı açık tutarak olası anlık değişimleri hızla ve etkin şekilde yönettik.

En büyük sorun; girdilerimizdeki ciddi azalmayla beraber gider kalemlerinin teminindeki zorluk ve dolayısıyla artan talebe göre orantısız fiyat artışları oldu. Maske, tulum, yüz siperi, dezenfektan gibi normalde tüketimi belli seyirdeki malzemelerde sıra dışı ihtiyaç artışı ve maliyetlerin çıldırmışçasına üzerimize gelmesi tam bir kabus oldu.

Enteresan tespitlerimizden biri de hastaların ihtiyacı olmasına rağmen sağlık hizmeti almaya mümkün oldukça gitmemeleriydi. Refleks bir yaklaşımla hastaneye geldiklerinde Covid-19 olacaklarını düşünerek evde kalmaları, kronik hastalıkları olanların geri dönüşsüz sağlık zararları oluşturduğuna şahit olduk. Hastanelerin güvenli ve riskli alanlarının olduğunu bir şekilde hastalara ulaşarak aktardık.

Farklı işler de yapmaya başladık. Dijital platformlar ve sanal ortam en büyük yardımcımız oldu. Pandemi döneminde butik hizmet verdiğimiz özellikli branş uygulamaları ile hizmet vermeye devam ettik. ‘E-doktor’ uygulamaları hayatımıza girdi. Bilimsel faaliyetleri dahi dijital ortamda yapar olduk.

Tüm dünyanın kendi içine kapandığı, sınır kısıtlamalarının olduğu bu dönemde olumsuz etkilenen sektörel kayıplarımızdan bir diğeri sağlık turizmi oldu. Sektörde önemli bir yere sahip bu sürecin zorunlu eksikliği ağırlıklı sağlık turizmi yapan paydaşlarımızı ciddi anlamda yaraladı. Pandemi döneminde özel sağlık hizmeti sunucularının hasta profilinde de değişiklik oldu. Şöyle ki; kamu hastanelerinin ağırlıklı olarak Covid-19 hastalarının tedavisi ile yoğunlaştıkları için normalde özel hastane kullanımı olmayan hastalar, bu dönemde özel hastanede tedavi tercihlerini kullanmaya başladılar. Özel hastanede sağlık hizmeti almayan bir hasta grubu da bu sektörü kullanmayı öğrenmiş oldu.

Birinci ve ikinci atak sonrası kayıp saydığımız süreler haricinde kısmen normal işleyişi sağladık. Ancak tüm bunlara rağmen gelir kayıpları ve gider maliyetlerindeki artışlar sonuçta bizde olduğu gibi tüm sektörde temkinli hareket etmekle sonuçlandı.

H.M: 2021 yılı için özel sağlık sektörüne yönelik beklentileriniz ve öngörüleriniz nelerdir?

C.D.Y: 2021 yılı umutlar ve soru işaretlerinin harmanlandığı bir yıl olarak başladı. Covid-19 ile mücadelede ‘tedbir’ slogan olmaktan çıkarak sektörde geçiş döneminin temel argümanı oldu. Her şeye tedbirli yaklaşır olduk. Burada tedbirli olmayı olumsuzluk olarak yorumlamamak gerekir. Tedbir bize, proaktif çalışmada daha detaylı ve çoklu senaryolu çalışmayı sağlamıştır.

Teknolojinin tıbbi alanda kullanılması, virüs genomunun hızla tespitini sağlamış, tüm dünyanın ortak akılla hareket etmesiyle birlikte aşı geliştirme ve hızlı aşılama programları, hepimizin güvenli umut kaynağı olmuştur.

2021’in geçtiğimiz yıldan ilk ve en önemli farkı ise sarf malzemelerinin teminindeki zorlukların aşılmış olması. Diğer bir fark; hastaların artık sağlık hizmet sunucularını nasıl kullanmaları gerektiğini öğrenmeleri oldu. Sağlığı ertelemenin Covid-19’dan daha tehlikeli olduğunu öğrendiler. Bu süreci, karşılıklı bilgi alışverişi ile sağladık. Yılın ilk çeyreği hatta pandeminin birinci yılını tamamladığımız bugünlerde “Hastalık ne zaman biter? Yıkıcı etkileri artar mı? Tam normalleşme ne zaman olur?” gibi sorular hepimizin aklını sürekli meşgul ediyor. Hepimizin tek çabası önce sağlığımızı korumak. Sağlık ordumuzun aşılanarak güvence altına alınması, riskli grupların da aşılanması oldukça önemli gelişme olarak karşımıza çıktı. Olası bir yeni atak karşısında sağlık çalışanlarımızın sağlığının korunmuş olması mücadele gücümüzü güçlü kılacaktır.

2021’de de özel sağlık sektörü yerini koruyacaktır. Nitelikli sağlık hizmetinin nitelikli hekim kadrosuyla bütünleşmiş şekli önemli derecede talep görüyor. Nitelikli branşları bünyesinde bulunduran özel sağlık hizmet sunucularının yerini güçlendirerek pekiştirecektir. 2021 yılı üçüncü çeyreği itibariyle pandeminin etkisinin gerileyeceği tedbirli ama daha normal bir hayat akışıyla özel sağlık sektörünün de eski günlerine döneceğini düşünüyor ve umut ediyorum.