MERİ İSTİROTİ – LİV HOSPİTAL GRUP KOORDİNATÖRÜ – TÜRKİYE SAĞLIK TURİZMİNİ GELİŞTİRME KONSEYİ BAŞKANI

Türkiye yıllar içinde gelişen bir pazar oldu. Türkiye’nin turizm destinasyonu olarak son yılların revaçta ülkesi olması ve her geçen gün bu anlamda dünyada tercih edilen bir destinasyon haline gelmesi son derece olumlu bir gelişme. Medikal turizm kavramının gelişmesiyle global sağlık hizmetleri sektörü de ciddi bir değişim içine girdi. Bundan yıllar önce yalnızca efektif tedaviler sunan hastaneler/ kurumlar başarılı olarak nitelendirilirken artık uluslararası arenada tıbbi başarıların yanında kurumlardaki hastalara yönelik misafir hizmetlerinin kalitesi, kurumdaki hekimlerin iletişim performansları, “hasta merkezli” hizmet vizyonunun ne derecede yansıtıldığı gibi konular da değerlendirme kriterleri arasına girdi. Özellikle hastanelerin konumları ve ülkedeki turistik aktivitelerin çeşitliliği de hasta memnuniyeti açısından önemli bir rol oynuyor. 2015 yılı verilerine göre; sağlık turizminin dünyadaki büyüklüğü 100 milyar dolar civarında. Dünyada 2023 hedeflerine göre uluslararası tıp turizmi için 226.7 milyar dolar olacağı öngörülüyor. Dünyada sağlık turizmi alanındaki 2 katından büyük gelişme Türkiye için de önemli bir fırsat. Sektörde 2025 yılında 25 milyon kişinin sağlık ihtiyaçları nedeniyle seyahat edeceği öngörülüyor. Türkiye’nin bu alanda yerini alması şart.

2017’de: “750 bin turist ve 7 milyar dolar gelir”

Sağlık turizminde kişi başı gelir, tatilcilere göre 12 kat fazla. 2013 yılında Türkiye’ye sağlık turizmi için gelenlerin sayısı 300 bin kişiyi aştı. Sağlık turizminden elde edilen gelir ise 2013 itibarıyla 2.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2014 yılında ise Türkiye’ye sağlık turizmi kapsamında gelen 400 bini aşkın ziyaretçiye hizmet verildi. 2017 yılında sağlık turizmi kapsamında ülkemize 750 bin turist geldi ve 7 milyar dolar gelir bıraktı. 2023 yılı için sektörde 2 milyon yabancı hastaya hizmet vererek 20 milyar dolar gelir elde edilmesi hedefleniyor. Bu rakamın yüzde 10’luk payının ise kamu hastanelerinden gelmesi bekleniyor. Sağlık turizmde son trendler kişiselleştirilmiş hizmetler, sertifikalı hizmetler, global standartlar, inovatifyaklaşımlar, kalite ve fiyatlandırma konusundaki çıktıları.

Hasta odaklı akreditasyonlar hayatımıza girecek

Akreditasyon sağlık turizminin önemli unsurlarından biri ve öncü olanı JCI. Sağlık Bakanlığı’nın sınıflandırma denetimlerinde Türkiye JCI kurallarını kullandığı için aşama kaydetti. Trend binaların işletmelerin genel akreditasyonu değil, hasta odaklı hasta memnuniyeti için yapılan akreditasyonlar hayatımıza girecek. Böylece daha iyi olan farkını ortaya koyacak. Konuşulması gereken en önemli şey tıbbi sonuçların uluslararası düzeyde anlatılabiliyor olması. Ekiplerin vaka deneyimi kadar revizyon oranı, mortalite, morbidite, enfeksiyon oranı, branş bazlı başarı skorları da önemli. Bütün bunlar uluslararası verilerle kıyaslandığında iyi durumda olursa Türkiye daha sağlam temeller üzerinde olur. Kanıta dayalı tıp uygulamaları yaparken uluslararası etik ve tedavi kuralları ile hasta takip ederken kişiselleştirilmiş tıbbı gerek genetik taramalarla gerek konseylerle hayata geçirebilmek bizi uluslararası platformda farklı bir yere getirecek.

Büyüme için 4 boyutlu yaklaşım gerek

Türkiye’nin sağlık turizminde büyümesini sürdürebilmesi için 4 boyutlu yaklaşım esastır. Bir, Türkiye’ye gelen hastaların tedavisi, iki ilgili ülkede sağlık hizmeti sunulması; üç, ilgili ülkede sağlık işletmesi ve yatırımların yapılması ile tıbbi hizmetlerin uygulanması; dört, hastaneler ve üniversiteler için eğitimsel desteklerin verilmesi. Bugün vakıf üniversitesi olan özel hastaneler sağlık hizmeti sunumunda oyuncuyken hekim, hemşire, teknisyen gibi sağlık kadrolarının eğitimlerini üniversiteler üzerinden vererek aslında bu alandaki dördüncü maddeyi gerçekleştirmiş oluyorlar.

Türkiye hangi alanlarda ön plana çıkıyor?

Sağlık turizminde ülke olarak en güçlü olduğumuz nokta deneyimli ve son derece uzman hekim kadrosuile güncel teknolojiyi birleştirerek tanı ve tedavi hizmetlerini verebilmemiz. Dünyanın her bölgesinde gerçekleştirilmeyen birçok ilerici uygulama ülkemizde kolaylıkla yapılabiliyor. Özellikli ve takım çalışması gerektiren zorlu cerrahilerin başarı ile uygulanması, hasta hizmetlerinin son derece profesyonelce verilmesi, misafirperver konforlu bir otelcilik anlayışı, güncel teknoloji, turistik anlamda çok zengin bir kültür ile coğrafyaya sahip olmamız en önemli tercih nedenlerimiz arasında yer alıyor. Ama ülke olarak sağlık turizminde daha da güçlenmemiz için, yabancı ülkelerin turizm ajansları ve ülkemizdeki sağlık hizmetleri sunucularının daha efektif bir şekilde el ele çalışarak, sağlık turistine daha ülkesinden çıkmadan hizmet önerilerinin sunulması ile turist sağlık hizmeti alımı için ikna edilebilir, bu konuda daha kooperatif çalışmamız gerekiyor.

Türkiye’de verilen temel hizmetler

– Yüksek Riskli Tedaviler

* Pediatrik ve yetişkin beyin cerrahisi
* Böbrek ve karaciğer nakli
* Kanser cerrahisi (kolorektal, üroloji, jinekoloji, torasik, beyin tümörleri)
* Radyoterapi ve stereotaktik cerrahi
* Petscan ve RadioNuklid tedaviler
* Gelişmiş girişimsel prosedürler
* Spinal cerrahi
* Gelişmiş ortopedik cerrahiler
* Kök hücre tedavileri (nörolojik hastalıklar, hematolojik hastalıklar, yanıklar, diyabetik ayak, KOAH, gençleştirme)
* Rehabilitasyon hizmetleri
* Kornea nakli, protez göz ve orbital onkoloji tedavileri

– Yenileyici tedaviler
* Preimplentation, genetik tarama
* Kök hücre ve geleneksel nakil ile saç ekimi
* Kozmetik prosedürler ve plastik cerrahi
* Diş hizmetleri
* Lazer cerrahisi
* Obezite cerrahisi
* Varis tedavisi

DÜNYADA SAĞLIK TURİZMİNDE SEYAHAT EDİLEN KONULAR

• Kanser Tedavisi (71%)
• Kök Hücre Terapisi (68%)
• Kronik Hastalıkların Tedavisi (61%)
• Diş Hekimliği (58%)
• Kalp Cerrahisi (58%)
• Organ Nakli (57%)
• Ortopedik Cerrahiler (56%)
• Kozmetik ve Plastik Cerrahi (55%)
• Göz / Lasik Cerrahisi (53%)
• Sağlık Tarama Programları (52%)

10 yılda hangi alanlar parlayacak, daha da gelişecek?

Ülkemizde ortalama 1500 sağlık kuruluşu yer alıyor. Bunların 600 adedi özel sağlık kuruluşu. Bu özel sağlık kuruluşlarının yüzde 20’si en fazla sağlık turizminin cazibe noktası olarak üretim yapabiliyor. Bu listeye her yıl yeni sağlık yatırımları da ekleniyor. SGK ile tüm branşlarda anlaşmalı olmayan sağlık kuruluşları cirolarının anlamlı bir kısmı yabancı hastadan oluşuyor. Kapasitelerinin yüzde 100’ünü kullanmıyorlar. Hizmet verdiği tüm dallarında SGK ile anlaşmalı olan hastaneler yurt dışı hastasından birim başına daha yüksek gelir oluşturma durumunda önceliği yabancı hastaya kullanacaktır. Dolayısı ile önümüzdeki beş yıl içinde çok ciddi bir kaynak yetersizliği yaşanacağını sanmıyoruz. Sebebi de artan yaşlı nüfusla beraber yeni yatırımların da hayatımıza girmesi. Hükümetin yatırımını yaptığı 3 bin 500, 4 bin yataklı şehir hastanelerinin de yerli vatandaşın artan sağlık tüketimi ihtiyacını karşılamak için çok değerli ve önemli bir kaynak oluşturacağına inanıyorum. Tıbbi sonuçlarımız duyuldukça, hekimlerimizin ileri teknolojileri ve yeni tıbbi uygulamaları kullandıkları yayıldıkça, ülkemizdeki tıbbi olanakları en üst düzeyde olan sağlık kuruluşları sayısı arttıkça, ülkemize olan talep devam edecektir. Kurumlarımızın yaptığı çalışmalarla, Ekonomi Bakanlığımız’ın sağlık hizmetlerini pazarlaması için vermiş olduğu destek ile tanıtım atağımız, çevre ülkelere artarak devam edecektir.

Güçlü ve geliştirilmesi gerekenler yönler

Ülkemize gelen sağlık turistlerinin yüzde 50-60’ı Ortadoğu ve Libya’dan geliyor. Ancak bu ülkelerin dışındaki talepler de her gün büyüyor. Kuzey Avrupa’dan gelen hastalar için Yunanistan estetik, diş, obezite cerrahisinde bir rekabet oluşturuyor, Avrupa Birliği ülkesi olması nedeni ile avantajları olmakla beraber, altyapıları ülkemizin ileri sağlık örgütleri ile yarışabilecek seviyede değildir. Balkan ülkelerinde rakibimiz, Almanya gibi duruyor. Yine Avrupa Birliği içindeki dolaşım hakkı almış Balkan ülkelerinin Avrupa içindeki dolaşımından istifade ediyor Almanya.

Avrasya bölgelerinde Almanya, İsrail, Kore, Hindistan, Türkiye’nin karşısına çıkan ülkeler. Rusça konuşan ülkeler İsrail tıbbına güvendikleri kadar ülke nüfusunun yarısı Rusça konuşması nedeni ile sağlık hizmeti almaya gelenler için iletişim sıkıntısı olmuyor. Almanya yıllar önce vermiş olduğu eğitim desteği ile ilgili belli ülkelerde iyi tıbbi hizmet veren ülke olarak tanınıyor. Gelir seviyesi oldukça düşük olan ülkelerde kendi ülkesinde yer alamayan hizmetler için, en ucuz fiyatı sağlayabilmesi, hızlı randevu verebilmesi, sağlık turizmine odaklı çalışan Hintli hastanelerin personellerinin İngilizce konuşabilmesi, Hindistan’ı avantajlı hale getiriyor. Yine belli Avrasya ülkelerinde Kore çok ciddi tanıtım çalışmaları yapmış ve akışı sağlamıştır. Türk sağlık kurumları bu bölgede kendi yetkinliklerini ispat ederek pazarlarını genişletmeye çalışıyorlar.

Orta Doğu’da ise, Almanya, Amerika, İngiltere önemli sağlık turizmi yapan adaylar iken son dönemde güven unsuru nedeni ile Almanya’yı, fiyat nedeni ile Hindistan ve İran’ı tercih edebilmektedirler.

Ülkemiz ise, hastanelerin ev sahipliği yaklaşımı, transfer, vize, tercüme, tercüman hizmetleri desteği ile ama daha da önemlisi sunduğu iyi sağlık hizmetleri, batıya kıyasla daha uygun fiyatlar sağlayabilmesi, var olan medikal altyapısı ve modern hastaneleri ve belli illerin turistik avantajı nedeni ile daha da cazip olmaya devam ediyor. THY’nin sağladığı bilet avantajları da ülkemizin tercih edilme sebeplerini de arttırıyor.

Sağlığın hangi alanlarında elimiz güçlü? Teşvikler yeterli mi?

2014 Medikal Turizm Raporu’na göre medikal turizm kapsamında gelen hastaların kliniklere göre dağılımına bakıldığında hastaların yaklaşık yüzde 15’inin göz hastalıkları için Türkiye’ye geldikleri göze çarpıyor. Hasta sayısı bakımından estetik cerrahi ve saç ekimi halen Türkiye için göz hastalıkları ile en yüksek oranı oluştururken asıl çarpıcı olan ise Türkiye’de sağlık turizmi kavramının gelişmesiyle, son yıllarda onkoloji ve kardiyovasküler cerrahi gibi risk düzeyi yüksek tedavilerin oranındaki artış. Türkiye’de sağlık turizminden elde edilen gelirin yüzde 30’a yakını bu branşlardan elde ediliyor.

Ülkemizde Ekonomi Bakanlığı tarafından hizmet sektörüne açılan teşvikler hareket alanı sağladı. Ancak daha iyileşmesi gereken hususlar var. Bakanlık sektörün ihtiyaçlarını göz önüne alarak düzenleme yapacak. Sağlıkta “Turquality” markası olabilen sağlık kuruluşlarına teşvikleri daha iyi hale getirebilecek. “Turquality”, küresel Türk markaları yaratmak için oluşturulmuş ve uzunca bir süredir de başarıyla uygulanan oldukça önemli bir devlet destek programı. Ekonomi Bakanlığı’nın sorumluluğunda yürütülüyor. Yakın zamana kadar sanayi markalarına odaklanmış ve hizmet sektörünün tek temsilcisi olarak sadece “gastronomi” program kapsamına dahil edilmişti. Haziran’da yayımlanan 2015/9 sayılı Karar ile “döviz kazandırıcı hizmet sektörü”nün önemli bir kısmı da “Turquality” kapsamına dahil edildi. 2016’da sağlık sektörü ile ilgili düzenlemeler yapılarak “Turquality” kapsamına sektörümüz de dahil edildi. Var olan teşvik imkanlarından daha fazla ve üst sınırı olmadan teşvik sağlanması ile ilgili ülkelerde şubeleşmeyi destekleyen bir kapsam getirildi. Ülkemizin ileri gelen sağlık merkezleri “Turquality” programından yararlandığında Türkiye’nin adı daha çok duyulmuş olacak. Bir diğer konu da Sağlık Bakanlığı’nın sağlık turizminde belli standartlarda getirdiği yeni uygulama. (Uluslararası sağlık tesisi yetkinlik belgesi ve uluslararası sağlık turizmi aracı kurum yetkinlik belgesi) Sağlık Bakanlığı bu belgeleri sahip olanların bu operasyonun içinde olmasını sağlayarak çizgi altı hizmetin önüne geçip ülke markasını zedelemeden büyümeyi devam ettirmeyi amaçlıyor. Türkiye’nin sağlıkta dünyada bir marka olması için Turizm Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı ve bu alanda çalışan STK’ların ortak misyonu ve 5-10-20 yıllık strateji planlarının olması Türkiye’yi bu alanda bir yere taşıyacaktır. Ancak bu şekilde büyük pastadan çok daha büyük pay alabilir.

Önümüzdeki fırsatlar neler?

Amerika ve Avrupa Birliği’ndeki sigortaların maliyet tasarrufu ihtiyacı olması, gelişmiş ülkelerde sağlıkta bekleme listelerinin hala var olması Türkiye’nin yol alabilmesi için önemli değerler. Uluslararası sağlık sigortalarının sadece acil durumlarda değil planlı tedavilerde de yurt dışında tedavi seçeneğini poliçelerine entegre etmeye başlamaları da global, vizyonel değişimin göstergesidir. Bu büyüme yolculuğunu sağlıkta sürdürebilmemizi için tıbbi ve finansal yaklaşımda etik değerlere bağlı olmak çok önemli. Hastaya doğru tedavinin önerilmesi, doğru bilgilerin verilmesi, doğru ücretlendirme politikalarının oluşturulması, dil sorunu olmaksızın bütün bu bilgilerin paylaşılması çok önemli.