Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası Başkanı Metin Demir’e sektörün içinde bulunduğu güncel durum, Sağlık Bakanlığı’ndan ve SGK’dan, diğer sağlık sektörü paydaşlarından ve 2019 yılından genel beklentilerini sorduk. Demir: “Ülkemiz bu dönemde en büyük sağlık yatırımlarını yapan ülke konumunda. Bu kadar büyük sağlık yatırımlarını yaparken ilaç ve tıbbi cihaz üretimi ve ihracatını fırsata çevirmeliyiz ve bunu yapacak potansiyel ve vizyona sahibiz” diyor ve devam ediyor: “Kamudan en büyük beklentimiz bizim faaliyetlerimizi yürütebilmemiz için sürdürülebilir ve şeffaf bir ekosistemin desteklenmesi, kamu kurumları ve sektöre olan borçlarını vadesinde ödemesi. Bunun dışındaki beklentiler zamana göre ve içinde bulunulan ekonomik konjonktüre göre değişiyor.”

H.M: Sektörünüzün bugün içinde bulunduğu güncel durumu özetler misiniz?

M.D: Hepimizin bildiği gibi tıbbi cihazlar stratejik bir ürün grubu. Ülkede tüm vatandaşları ilgilendiriyor. Büyük ölçüde dışa bağımlı olduğumuz bir alan. Birçok yerli üretimimiz olmasına rağmen ürün gamı çok geniş, dolayısıyla üretemediğimiz ürünler de mevcut. Yüzde 98-99 oranında da kamu tarafından ödemesi yapılan bir ürün grubu. Ürünlerin kamuya satılıyor olması nedeniyle yaşadığımız en büyük sorun geciken ödemeler oluyor. Şu an belirsiz vadelerde satış yapıyoruz. Hiçbir kamu kurumu sözleşmede belirtilen ödeme tarihine uymuyor. Üniversite hastanelerine yapılan satışlarda geri ödeme süreleri 2-3 yılı bulurken, Devlet hastanelerinin vadeleri 9-10 ayı geçiyor. Bu yılın haziran ayı sonu itibarıyla üniversite hastanelerinden alacakları olan firmalardan iskonto yapmayı kabul edenlerin 31 Aralık 2017 tarihine kadar olan alacakları Maliye Bakanlığı tarafından ödendi. Bu ödemelerden sonra firmalar 1 Ocak’tan sonra verdikleri malların parasını sözleşmede yazan sürede alacaklarını öngördüler ancak bu gerçekleşmedi. Şu anda ocak ayından bu yana üniversitelerden özellikle mal alımı yoluyla verilen malzemelerle ilgili herhangi bir ödeme yok. Hizmet alımı yapan arkadaşlar paralarını daha düzenli alabiliyor. Sağlık Bakanlığı da Şubat 2018’i ödedi, kalan dönemin ödemesini alamadık. Tıbbi malzemeler dolar kuru 3,5 TL iken verildi. Kur şu anda 5,5 TL seviyesinde.

Daha önce kamudan alacaklarını tahsil edemeyen firmalar bankalardan yüzde 16-17 faizle kredi kullanabiliyorlardı. Ancak şu anda faiz oranları yüzde 40’a ulaşmış durumda. Ayrıca bankalar kredi kullandırmak istemiyor. Hal böyle olunca firma kamudan alacağını alamıyor, bankadan kredi kullanamıyor, çekini ödeyemediği zaman maalesef kredibilitesi bozuluyor ve varlığını sürdürmesi imkânsız hale geliyor.

H.M: Sektörünüzün Sağlık Bakanlığı’ndan beklentilerini öğrenebilir miyiz?

M.D: Sektör olarak bizim kamudan ve özellikle Sağlık Bakanlığı’ndan beklediğimiz tek şey ödemelerin sözleşmede belirtilen tarihte yapılması. Ülkemiz bu dönemde en büyük sağlık yatırımlarını yapan ülke konumunda. Bu kadar büyük sağlık yatırımlarını yaparken ilaç ve tıbbi cihaz üretimi ve ihracatını fırsata çevirmeliyiz bunu yapacak potansiyel ve vizyona sahibiz. 2003 yılında 14 milyon dolar olan Tıbbi Cihaz ihracatı 2017 yılında 600 milyon dolar seviyelerine geldi. İlaç sektörünün ihracatı 900 milyon dolar civarında ayrıca sağlık turizmini de göz önüne alıp sağlık sektörünü bir bütün olarak düşündüğümüzde ülkemize ciddi döviz kazandırma şansımız var. Ancak ödemesini zamanında alamayan sektör sermaye birikimi yapamıyor ve geleceğinden endişe duyarken üretimi düşünmekte de zorlanıyor.

H.M: Sektörünüzün Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan beklentilerini öğrenebilir miyiz?

M.D: Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sektörümüz açısından önemi büyük. Ülkemiz nüfusunun neredeyse tamamına yakını sosyal sigorta kapsamında olması dolayısı ile tüm tedavi harcamaları SGK tarafından karşılanıyor. Tedavi ücreti olarak ödenecek miktarı da SGK belirliyor. SGK tıbbi malzemeleri iki şekilde finanse ediyor. Bir kısım tıbbi cihazın bedeli paket fiyat içinde ödeniyor. Kişiye özel kullanılan iyileştirici tıbbi sarf malzemeleri ise Sağlık Uygulama Tebliğinde SGK tarafından belirlenen fiyatlar üzerinden hastanelere ödeniyor. SGK SUT fiyatlarını son 8 yıldır güncellemedi. Kur artışına bağlı olarak firmaların maliyetleri ve satış fiyatları artıyor ama SGK’nın ödediği ücret aynı kalıyor.

Yine bir hastalığın teşhis ya da tedavisi için kullanılan tıbbi cihazların bedelleri bu malzemeyi kullanan hastanelere yapılıyor ve daha sonra hastaneler tedarikçi firmalara ödeme yapılıyor. Hastaneler tıbbi malzeme bedeli olarak SGK’dan aldıkları ödemeleri kendi finansal ihtiyaçlarında kullanıyor ve firmalara ödemeleri çok uzun vadelere yayıyorlar. Ödemelerin gecikmesini önlemek için firmalara doğrudan geri ödeme yapılabilecek bir modele geçilmesini istiyoruz. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun kontrolünde TUBİTAK tarafından geliştirilen Ürün Takip Sistemi’nde tekil takibin başlamış olması dolayısıyla doğrudan ödeme işleminde ÜTS’nin kullanılması düşünülebilir. Böylece kayıt dışı ekonomi, fiyat belirleme ve daha etkin pazar analizleri için ciddi bir veri kaynağı da sağlanmış olur.

Bir başka konu da; teknoloji çok hızlı ilerliyor ve en yeni teknolojiler savunma ve sağlık sektöründen çıkıyor. Ülkemizde geri ödeme kapsamına alınacak tıbbi cihazları SGK belirliyor. Bir ürünün geri ödeme kapsamına alınma süreçleri çok uzun zaman alıyor ve kuralları sektör tarafından tam bilinmiyor. Özellikle yerli olarak geliştirilen birçok tıbbi cihaz geri ödeme kapsamına alınmadığı için ticarileşemeden yok oluyor. SGK’dan beklediğimiz ilaçlarda yıllık yapılan fiyat güncellenmesine benzer şekilde tıbbi cihazda da yıllara sari bir fiyat güncellemesi yapılması ve fiyat güncellemelerinin bir sistematiğe bağlanması.

H.M: Sektörünüzün diğer sağlık sektörü paydaşlarından beklentilerini öğrenebilir miyiz?

M.D: Tıbbi cihaz sektörü olarak her ne kadar ticari işletmeler de olsak kamu hizmeti gördüğümüzün farkında ve bilincindeyiz. Sektörde kalıcı olmak, üretim yapmak ve üretime devam etmek isteyen işletmeler şeffaf sürdürülebilir bir ortamda faaliyet göstermek istiyor. Sektör olarak vergi ve SGK prim borcu olmayan bir sektörüz. Eğer bu alanda borcunuz olursa kamu ihalelerine girmemiz mümkün değil. Kamudan en büyük beklentimiz bizim faaliyetlerimizi yürütebilmemiz için sürdürülebilir ve şeffaf bir ekosistemin desteklenmesi, kamu kurumları ve sektöre olan borçlarını vadesinde ödemesi. Bunun dışındaki beklentiler zamana göre ve içinde bulunulan ekonomik konjonktüre göre değişiyor.

H.M: 2019 yılının sektörünüzün genel beklentileri açısından nasıl bir yıl olacağını düşünüyorsunuz?

M.D: Ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar her sektörü etkilediği gibi bizim sektörü de çok olumsuz olarak etkilemiş durumda. Özellikle sektörün yüzde 95 ithalata dayalı olması dolayısı ile kurlardaki artış doğrudan ürün fiyatlarını artırmış ama SUT ve EKAP sisteminde belirlenen fiyatlarla ürün tedariki yapmak zorunda olduğumuz için ise satış fiyatları yıllardır olduğu gibi aynı rakamda kalıyor. Kamudan beklentilerimiz olan fiyatlarda güncelleme yapılır ve kamu ödemelerini zamanında yaparsa 2019 yılını sıkıntılara rağmen olumlu olarak atlatabiliriz. Aksi halde ayakta kalamayacak birçok tedarikçi olur. Üreticilerimiz son yıllarda ihracata ağırlık verdi ve çok çeşitli pazarlara mal satıyorlar. Ürün çeşidi ve kalitesi anlamında da sektörümüz iyi bir noktaya geldi. Bu nedenle ihracat yapan üreticiler için 2019 daha iyi bir yıl olacaktır.