Güneş Sigorta, insanın en değerli varlığının kendi sağlığı olduğu bilinciyle hareket eden ve sigortalısını finansmanın önünde tutan şirket olarak kendini ifade ediyor. Sigortalı ve yakınlarının hastalıkla uğraşırken bir de işin finansman boyutunu düşünmeme konforunu sunan bir anlayışla çalışmalarını sürdürüyor.

Güneş Sigorta Türkiye’de sağlık geçmişi ortalama 27 yıla dayanan yerli sigorta şirketlerinden biri olarak faaliyetleri sürdürüyor. Özel sağlık sigortalarının ilk başladığı yıllarda sadece maddi düzeyi değil bilinç düzeyi yüksek, sigortanın anlamını bilen Türkiye’deki yabancılar, azınlıklar veya uzun süre yurtdışında yaşayıp dönmüş kişiler tarafından alındığı dönemlerden bugünlere geldiklerini söyleyen Güneş Sigorta Sağlık Sigortaları Grup Müdürü Elvan Atalay, “Bireysel sağlık sigortaları küçük sayılarla oluşmaya başladı. Ancak ilk etapta kurumsal poliçeler yoktu” diyor ve sözlerine devam ediyor: “Daha sonra benim hatırladığım ilk kurumsal çalışmaya Coca Cola ile başladık. Bu çalışmaya bu günkü kapsamıyla sağlık sigortası denilemezdi. Kısaca, sağlık harcamalarını yönetiyor, provizyon vermeye çalışıyor ve sigortalıların ödeme yapmadan sağlık hizmeti almasını sağlıyorduk. Sanırım ferdi kaza gibi bir risk poliçesine eklediğimiz bir hizmetti. Kurumsal olarak da yine yabancı ortaklı ya da yabancı olup Türkiye’de şubeleri olan şirketlere ilk poliçeleri satmaya başladık.”

Özel sigortalar olmasa özel sağlık sektörü bu kadar büyümezdi

Türkiye’deki Sosyal Güvenlik Sistemi’nin temel teminat paketinin içeriğinin dünya örneklerinin çoğundan daha zengin olduğuna dikkat çeken Elvan Atalay, “Aslında bu tabloda özel sağlık sigortalarına ihtiyaç yok gibi düşünülebilir. Ancak özel sağlık kurumlarının bu derece büyümesinde özel sağlık sigortacılığının etkisi yadsınamaz” diyor ve devam ediyor:

“1990’lı yılların başında sadece Amerikan Hastanesi, International Hospital ve Intermed Tıp Merkezleri İstanbul’da hizmet veriyordu. Gelinen noktada hastane zincirleri, Türkiye’nin her yerine dağılmış olarak hizmet veriyor. Yine dünyadaki örneklerine göre bizdeki kadar yakın aralıklarla görüntüleme merkezi, hastane ve eczane görmek mümkün değil. Öte yandan, sağlık hizmetleri özellikle büyük illerde ve A grubu hastanelerde Avrupa ölçülerine yakın maliyetlerde olmasına rağmen Türkiye’deki özel sağlık sigorta primlerinin daha altında kalıyor. Fakat buna rağmen hala istenilen düzeyde değiliz.”

Farkımız: En değerli varlık sağlığınız bilincini vermemiz

Güneş Sigorta’yı sektördeki diğer sigorta şirketlerinden ayıran özellikler hakkında da bilgi veren Elvan Atalay şunlara dikkat çekiyor:

“Her şirketin hedeflerine uygun davranış biçimleri oluyor. Bu yıl 60. yılını kutlayan Güneş Sigorta, Vakıf Bank gibi güçlü bir bankanın iştiraki olmasının artılarını içinde barındırıyor. Bu süre içerisinde daima etik değerlere dikkat eden, acentesine kıymet veren, faaliyetlerini sigortacılık genel kurallarına uygun olarak yerine getiren bir şirket olduk. Sektörde sağlık sigortaları alanında anlaşmalı kurum ağı, acente sayısı, ürünleri, bunları sunum şekilleri, hizmet biçimi diğer sigorta şirketleri ile benzerlikler gösteriyor. Fakat Güneş Sigorta’nın bu alandaki en önemli özelliği, insanın en değerli varlığının kendi sağlığı olduğunun bilinciyle davranıyor olması diyebilirim.”

ÖBYG: 2 yılda veriliyor 

Ayrıca, sağlık sigortalarında en önemli konunun yenileme garantisi olduğunu vurgulayan Atalay, sigortalılığın sürdürülebilir olmasına dikkat çekiyor. Buna göre genelde üç yılda verilen yenileme garantisini iki yılda ve ömür boyu yenileme garantisi olarak verdiklerini söyleyen Elvan Atalay, kullanıma bağlı ek prim alınmasını yenileme garantisinden bağımsız olarak hiç uygulamıyor olmalarına rağmen hasarsızlık indirimini verdiklerinin altını çiziyor ve planlamalarından ve değerlerinden de bahsediyor:

“İleri yaşlarda yüksek primleri ödeyebilmeyi sağlayabilecek yeni modeller üzerinde çalışıyoruz. Güneş Sigorta olarak sigortalılarının ciddi rahatsızlıklarında gerçekten yanlarında oluyoruz ve bunu gerçekten samimi bir şekilde yapıyoruz.”

TSB ve SAGMER çatısı altında yardımlaşma

Türkiye Sigorta Birliği ve yasalarla kurulmuş olan SAGMER gibi çatı kurumlar yardımıyla, rekabeti engelleyici değil aksine sektörü geliştirecek çalışmalar yapıldığını da anlatan Elvan Atalay şunlara dikkat çekiyor: “Sahte poliçeleri tespit edebilmek için birlikte çalışıyoruz. Ortak menfaatlerimize uygun ürünler, uygulamalar konusunda birbirimize itici güç uyguluyoruz. Attığımız her adımda, bulunduğumuz şirkette çalışma süremizle kısıtlıymış gibi değil, çok daha evrensel, sektöre ve hizmet verdiğimiz kişilere, ülkeye, ekonomiye nasıl fayda sağlarız diye düşünerek de çalışmamız gerekiyor.”

Tanı atlamamak ve gereksiz işlem yapmamak gerekiyor

Özel sağlık sigortalı sayısı ve anlaşmalı kurumlar ağını ve sistemi her yönüyle geliştirmek için neler yapılması gerektiğinden de bahseden Elvan Atalay, “Kurum ağının gerek sayısı gerekse kalitesi konusunda sorun yok. Sadece daha efektif kullanması gerekiyor. Tanı atlamamak ama gereksiz işlem yapmamak, hastalığı önleyici faaliyetler, poliçelerde buna yönelik verilen teminatların artırılması ve bilinçlendirmeye yönelik faaliyetler gibi çalışmalar sistemi geliştirecektir” açıklamasında bulunuyor ve görüşlerini şu sözlerle sürdürüyor:

“Tamamlayıcı sigortalar sektörün önünde yeni bir açılım gibi görünüyor. Daha fazla yaygınlaştırmak için sağlık kurumlarıyla ortak çalışmalar yürütülmesi gerekiyor. Böylece genel sağlık sistemi üzerindeki yükü paylaşmak, özel sağlık kurumlarının sürdürülebilir hizmetine destek olmak mümkün olabilir. “

Toparlayıcı bir görevimiz var

Sigorta sektörünün zor bir alan olduğunu vurgulayan Elvan Atalay, hemen hemen her branşın 24 saat çalıştığını ifade ederken “Trafik kazaları, sel, deprem, dolu, kanser, ölüm…” gibi her felaketin ardından toparlama görevleri olduğunu da vurguluyor ve devam ediyor:

“Sağlık sigorta branşında çalışmak hastanede sağlık personeli gibi çalışmaya benziyor. Sanal olarak hastaların tedavilerine gözlemci olarak katılıyoruz. Sigortalılarımıza ve yakınlarına hastalık ile uğraşırken bir de işin finansman boyutunu düşünmeme konforunu da sunmaya çalışıyoruz.”

Elvan Atalay sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Sağlık kurumları, sigortalılar, sigortacılar, bu işi yapan tüm aracı kurumlar ve hatta kamunun da birlikte hareket ederek maliyetleri düşürme, yaygınlaşmayı sağlayarak havuzu büyütme ve sürdürülebilir bir hizmet olmasını sağlama konusunda sorumlulukları olduğunu da unutmayalım.”