2017 Mart ayında açılan Acıbadem Altunizade Hastanesi açılışından bu yana ortalama 540 hasta yatışı ve ortalama yüzde 70 doluluk oranı ile hizmet veriyor. Kapalı sistemle çalışan 3. Düzey yoğun bakım ünitesi bulunan Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde yoğun bakım ekibi hastaların sorumluluğunu doğrudan üstleniyor. Hastaların alınma, çıkarılma ve tedavilerinde son kararları veren bir sistem ile çalışıyor.

İlk hastanesi 1991 yılında kurulan Acıbadem Sağlık Grubu, sektörde ulaştığı konum itibariyle Türkiye’nin en değerli özel sağlık kuruluşlarından biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Bugün Acıbadem Sağlık Grubu, bünyesinde bulunan 22 hastane ve 20 tıp merkezinde 3 bin 500 doktor, 4 bin hemşire olmak üzere yaklaşık 22 bin 500 çalışanıyla sağlık hizmeti veriyor. Hastane ve tıp merkezlerinin yanı sıra destek hizmet şirketleri ile sağlığın her alanında “360 derece” hizmet üreten Acıbadem Sağlık Grubu’nun tüm lokasyonlarındaki yoğun bakım ünitelerinde, fiziki şartlar ve teknolojik alt yapılar benzer özellikler taşıyor.

Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Yoğun Bakım Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nahit Çakar, “Acıbadem Sağlık Grubu’nda tüm ekipler tıbbi kılavuzların önerilerini bireyselleştirerek uygulayabilecek donanım ve tecrübeye sahip çalışanlardan oluşuyor. Yoğun bakım ünitelerinin olmazsa olmazı hekim ve hemşireler de her lokasyonun yoğun bakımında nitelik ve nicelik olarak aynı tecrübeli yapıda sağlık hizmeti veriyor” açıklamasında bulunuyor.

Kapalı sistem yoğun bakım

Yoğun bakım ünitelerinin kapalı sistemle çalışan 3. düzey bir yoğun bakım ünitesi olduğunu belirten Prof. Dr. Nahit Çakar, “Kapalı sistem; yoğun bakım ekibinin hastaların sorumluluğunu doğrudan üstlendiği, alınma, çıkarılma ve tedavilerinde son kararları verdiği bir sistem olarak” tanımlıyor ve yoğun bakımı anlatmaya şöyle devam ediyor: “Hastalar primer hekim ile beraber yoğun bakım ekibinin kontrolünde takip ediliyor. Cerrahi ve medikal hastaları kabul eden ‘genel yoğun bakım’ özelliğindeki ünitede; tam zamanlı çalışan 9 anestezi ve reanimasyon uzmanı (1 profesör ve 8 uzman hekim) görev yapıyor. Ayrıca, 24 saatlik kesintisiz doktor takibinin yapıldığı ünitede bir öğretim üyesinin katılımıyla yapılan kontrol ziyaretleri ile hastalar, bütüncül değerlendiriliyor.”

20 hasta odası bulunuyor

Yoğun bakım ünitesinde ekip içi iletişim ve uyum kalitesinin en önemli özellikleri arasında yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Çakar yoğun bakım özelliklerini anlatmaya şöyle devam ediyor: “Toplam 20 yoğun bakım hasta odasından oluşan ünitemizde hasta yoğunluğuna göre rutin olarak 1 – 2 hemşire ile hasta takibi yapılırken; özellikli hastalarda her hastayla tek bir hemşire ilgileniyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi’nin açılışından bu yana ortalama 5 ay içinde 540 hasta yatışı yapılan ünitemizde, ortalama yüzde 70 doluluk ile hizmet veriliyor. Ünitede bir adet portabl ultrason cihazı, 1 adet videolaringoskop, 3 adet Philips V60 NIMV cihazı, 23 adet Servo I mekanik ventilatör, 3 adet Vapoterm HFOT cihazı, 3 adet sitratlı CVVHDF cihazı ve 2 adet hemodiyaliz cihazı bulunuyor. Hasta rahatlığının ve mahremiyetinin ön planda tutulduğu ünitemizde, tamamen ayrı konumlandırılan 23 oda yer alıyor. Bu odaların 3 tanesi hemodiyaliz yapılabilecek alt yapıya sahip. Ayrıca 4 tane de izolasyon odası bulunuyor.”

10 yatak için 1 uzman hekim Her mesaide 2 uzman hekim

Anestezi ve reanimasyon uzmanlarından oluşan ve 24 saat kesintisiz hizmet veren ekiplerinin ayrıcalığından da bahseden Prof. Dr. Çakar, “Her 10 yatak için 1 uzman hekim takip yapabiliyor. Bu uzmanların anesteziyoloji eğitimlerini yoğun bakım açısından öncü bir klinikte almış olmaları ünitemizin ayırıcı özellikleri arasında geliyor ” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bununla birlikte tüm ekibin yoğun bakım çalışma sürelerinin tam zamanlı olması da çok önemli. Her mesai süresince 2 uzmanın görev aldığı ünitedeki tüm uzmanlar, Acıbadem Altunizade Hastanesi’nin kadrolu hekimi olarak görev yapıyor. Hekim standartları gece mesaisinde de gündüz mesaisiyle aynı şekilde korunabiliyor. Bunun en önemli nedeni geceleri nöbetçi hekimlerin değil yine sorumlu hekimlerin görev yapıyor olması ve tüm mesai devirlerinde hastalar hakkında öğretim üyesine ayrıntılı rapor verilerek yeni gelişmeler konusunda bilgilendirilmesi. Hasta yakınlarının ziyaret ve bilgilendirmeleri de servisin uygun olduğu her an yapılabiliyor. Ünitemizde tüm kayıtların ayrıntılı olarak tutulması ve bu kayıt ve stratejiler konusunda şeffaf olmamız da güvenirliğimizi arttırıyor.”

Enfeksiyona karşı kapalı yatak sistemi

Altunizade Acıbadem Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’nin aynı blok içinde farklı yoğun bakım ünitelerini bulunduran bir tasarıma sahip olduğunun da altını çizen Prof. Dr. Çakar, “Bu sayede; teknik altyapı için daha uygun çözüm, hasta için kişisel tedaviye ve enfeksiyon kontrolüne olanak sağlayan kapalı yataklı sistem, hasta yakınları için de daha konforlu alanlar ve personel için ise daha verimli çalışma ortamı sağlanabildiğini” söylüyor. Prof. Dr. Çakar acil servis yoğun bakıma erişim konusunda da şu bilgileri aktarıyor: “Ameliyathane, teşhis ve girişim ünitelerine hastane personeli ve hastalara ayrılmış alanlardan en kısa sürede ulaşımın sağlanabildiği bu tasarımda; eczane, tıbbi depo, yemek ve atıklar gibi tüm lojistik hizmetlerin iş akışlarının işlevselliği dikkate alınıyor. Öte yandan, personelin yoğun bakım bloğu içinde günlük ihtiyaçlarını giderebileceği alanların oluşturulması sağlanıyor. Ayrıca Altunizade Acıbadem Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi, hastaların yatış sürecini birebir yaşayan hasta yakınlarına 24 saat süre ile günlük ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmış özel alanlara da sahip. Ünitenin tamamında yüzde 100 taze havalandırma, kesintisiz güç kaynağı (UPS), yüzde 100 kapasiteli jeneratör ve 2 farklı ring hattından gelen şehir şebeke elektrik kaynağı bulunuyor.”

Prof. Dr. Çakar, tedavilerin karmaşıklığı ve etkinliği boyutu ile değerlendirme yaptıklarındaysa ortaya çıkan tabloyu şöyle anlatıyor: “Genellikle karmaşık bir tedavi süreci olan yoğun bakım ünitelerinde önemli olan sağlık ekibinin bu sürece hakim olabilmesi. Ünitemizde uluslararası kılavuzların önerdiği tedaviler, deneyimli sağlık ekibimiz tarafından her hasta için bireyselleştirilerek en doğru şekilde uygulanıyor. Doktor ve hemşireler herhangi bir sorunla karşılaştıklarında doğrudan öğretim üyesine danışma fırsatı bulabiliyor. Bununla birlikte gereksinim duyulan her branşta konsültan hekimlere her an ulaşılabiliyor ve kararlar gecikmeden alınabiliyor.”

En önemli hedef hasta güvenliğini korumak

Önemli bir diğer alt başlıklarının ise hasta güvenliği olduğunu söyleyen Prof. Dr. Çakar,“Hasta güvenliğinin korunmasının sağlık ekiplerinin en önemli hedefleri arasında yer aldığını” vurguluyor ve bu kapsamda yapılanları ise şöyle özetliyor: “Bu nedenle öncelikle yoğun bakım hemşire grubu, hasta güvenliği konusunda oldukça titiz davranıyor ve yaşadığı sorunlar varsa günlük olarak kayıt altına alıyor. Ekip olarak yaşanan sorunun en iyi şekilde çözülmesi ve tekrarlanmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Dahası, Acıbadem Altunizade Hastanesi enfeksiyon kontrol komitesinde, yoğun bakım hekimi de yer alıyor. Yoğun bakım doktor ve hemşireleri, enfeksiyon kontrol komitesinin temel ve özellikli durumlardaki tüm önerilerini dikkate alarak onlarla uyum içinde çalışıyor. Ayrıca, aralıklı olarak enfeksiyon hemşiresi ve onun görevlendirdiği kişilerce kayıt altına alınan el yıkama süresi ve kısıtlamalara uyum gibi parametreler, aylık enfeksiyon toplantılarında paylaşılıyor. Enfeksiyon hızlarımız da bu toplantılarda sunulup tartışılarak gerekli önlemler alınıyor.”

Artan güven duygusu ile ekip daha uyumlu çalışıyor

Sağlık sisteminde yoğun bakımların gerekliliğinin ve öneminin anlaşılmış olmasının sağlık alanında çok olumlu bir gelişme olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çakar, “Yoğun bakım ünitelerinin niteliklerinin de bu anlayışla beraber artmasının ve buna göre şekillenmesinin gelişimin ikinci ayağı olması gerektiğini” vurguluyor ve ekliyor: “Tüm bunlara ek olarak Acıbadem Sağlık Grubu özelinde yoğun bakım ünitelerine duyulan güven son derece arttı. Hem hastalar hem de hasta yakınları yoğun bakım tedavisi sırasında güçlü bir ekibin kendileri için en doğru adımları attıklarına inandıklarını belirtiyor. Duyulan bu güven duygusuyla da uyum içinde çalışılıyor.”

Bir diğer hedef ultrasonografiyi invazif girişimlerde kullanabilmek

Yoğun bakım hizmetine odaklanabilmeleri ve bu alanda profesyonelleşebilmeleri için ilgili hekimlerinin sadece yoğun bakım ünitesinde hizmet verdiklerinin altını çizen Prof. Dr. Çakar bu süreci ise şöyle anlatıyor: “Bu çalışma anlayışıyla bilgi birikimlerinin sürekli geliştirilmesi ve yoğun bakım sürecindeki tüm yeniliklerinden haberdar olmaları en önemli hedeflerimiz arasında. Beraber çalıştıkları öğretim üyeleri de onların güncele ulaşmalarında katkı sağlıyor. Gelecek hedeflerimiz arasında, yoğun bakım ekibinin ultrasonografiyi invazif girişimlerde daha yaygın kullanmasını temin etmek ve mevcut sistemimizi, ekibimizi ve teknolojik yapımızı korumak geliyor. Bilimsel faaliyetlerimizi sürdürerek hem yurt içinde hem de yurtdışında eğitim ve kongrelere katılarak bilimsel üretimde bulunmak ise akademik hedeflerimiz arasında.”

Prof. Dr. Çakar son olarak yoğun bakım bilim dalının gelişimi konusunda, “Sağlık Bakanlığı, üniversiteler, hastanecilik sektörü ve sağlık ekipleri gibi tüm paydaşların ortaklaşa çalışarak, ülkemizde belli bir sayıya ulaşmış yoğun bakımların niteliğinin yükseltilmesi hedefini arzu ettiklerini” vurguluyor.

Palyatif bakım yoğun bakım ünitelerinin yükünü azaltacak

Yoğun bakım yatağı bulma sıkıntısı konusunda da bilgi aktaran Prof. Dr. Nahit Çakar, “Türkiye’deki yoğun bakım ünitelerinin kapasite olarak artırılması tabii ki çok önemli. Ancak bunun yanında tedavi edilemeyen veya kronik hastalıkları olan ve sürekli bakıma ihtiyaç duyan hastaların bakımları için; palyatif bakım, sağlık açısından tam teşekküllü bakım evleri ya da ev ortamında profesyonel sağlık hizmeti gibi alternatiflerin üretilebilmesi yoğun bakım ünitelerinin yükünü önemli ölçüde azaltacaktır” açıklamasında bulunuyor.