Türkiye’deki ilk tüp bebek merkezi Prof. Dr. Erol Tavmergen’in katkılarıyla 1988 yılında Ege Üniversitesi’nde kuruldu ve 1989 yılında Türkiye’nin ilk tüp bebeği ise bu merkezde dünyaya geldi. Avrupa’nın 10 yıl gerisinden tüp bebek uygulamasına başlayan Türkiye, şimdi Avrupa ve ABD ile boy ölçüşüyor. Tüp bebekte gelişen tıp ve teknoloji de tedavideki başarı oranlarına olumlu şekilde yansıyor.

Yapılan araştırmalar her 7 çiftten birinin çocuk sahibi olamadığını ortaya koyuyor. Günümüzdeyse dünyada 6 milyondan fazla tüp bebek bulunuyor. Bu sayının her geçen yıl artacağını tahmin etmek ve söylemek hiç de zor değil diyen, Türkiye’deki ilk tüp bebek merkezi Ege Üniversitesi Tüp Bebek Merkezi’nin 1988 yılındaki kuruluşuna önemli katkılar sağlayan Prof. Dr. Erol Tavmergen, “Ancak iyi haber şu ki; tüp bebek tedavisindeki yeni gelişmeler çocuk sahibi olmayı kolaylaştırıyor” diyor. Son dönemde yenilenen genetik testler, embriyo, yumurta ve sperm dondurma işlemlerindeki gelişmeler, mikro akışkanlı çip uygulaması, embriyo havuzlama yöntemi gibi çok önemli ve başarılı çalışmalar Avrupa ve ABD ile eş zamanlı olarak Türkiye’de de uygulandığın altını çizen Prof. Dr. Tavmergan, “Bütün bu gelişmeler en kaliteli embriyoyu en uygun zamanda ve koşullarda transfer ederek maksimum gebelik şansını elde etmeyi hedefliyor. Her geçen gün gelişen yeni teknikler ile tüp bebek tedavisinde maliyetler giderek azalırken başarı oranlarımızda artıyor” açıklamasında bulunuyor.

Dünyaya açılacak konuma geldik

Türkiye’de 1990’lı yıllarda özel sektörün de büyük katkısıyla çok başarılı tüp bebek merkezleri oluşturulduğunu söyleyen Prof. Dr. Tavmergan, “Yasal boşlukların giderilmesi bir yana kullanılan yeni teknolojiler sürekli takip edilerek geliştirildi. Öte yandan, bu süreçte doktorların eğitim ve deneyimleri arttı, laboratuvar personelinin eğitimlerine ağırlık verildiğini” belirtti ve sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye yaklaşık 35 yıl önce başlatılan ilk tüp bebek uygulamasından bu yana çok önemli gelişmeler gösterdi. Günümüzde ülkemizdeki pek çok merkez dünyanın dört bir yanından gelen hastalara tüp bebek tedavisini dünya standartlarında üstelik çok daha uygun maliyetle ve yüksek başarı oranları ile sunuyor. Tüp bebek tedavisindeki gelişmeler sonucunda hem anne ve baba olma şansı arttı hem de çoğul gebelik gibi istenmeyen sonuçlar kontrol altına alındı. Yeni gelişmeler ilerleyen kadın yaşına rağmen anneliği ve sperm azlığı ve hatta yokluğu durumlarında bile babalığı mümkün kıldı.”

Embriyo havuzlama ile tüp bebek şansı

Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen önemli faktörlerden birinin bilindiği gibi anne adayının yumurta rezervi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erol Tavmergan tedavi süreci ile ilgili şu konulara dikkat çekiyor:
“ Yumurta rezervi az olan ya da yumurta kalitesi iyi olmayan kadınlarda birkaç değişik protokol uygulayarak aynı adet döngüsü içinde bazen 2 ya da 3 kez yumurta toplamak mümkün. Bu yumurtaları eşinin spermleri ile dölleyip embriyo haline getirip donduruyoruz. Bu yöntemi 3-4 defa ya da daha fazla uyguladığımız zaman elimizde çok sayıda yumurta oluyor. Bunları genetiğe göndererek içlerinden sağlıklı olanı seçersek bu anne adayının yeniden anne olma şansı çok yükseliyor. Bu yöntemi ‘embriyo havuzlama’ olarak adlandırıyoruz.”

Bu şekilde 40 yaşın üzerindeki bir kadının neredeyse 25 yaşında bir kadın gibi üreme şansına sahip olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tavmergan, “40 yaş ve üzeri kadınların atılan yumurtalarının %40-60’ında kromozom anomalileri görülüyor. Kadınlar hamile kalsa bile gebeliklerin genellikle düşük ile sonuçlandığı için embriyo havuzlama yönteminde uygulanacak genetik tanı testleri çok önemli, genetiği ayıklanmış sağlıklı kromozoma sahip embriyoyu rahim içine yerleştirerek gebelik şansını artırmak mümkün” açıklamasında bulunuyor.

PGT başarıyı artırıyor

“Preimplantasyon Genetik Tarama” tüp bebek tedavisinde embriyoların genetik testinin yapılmasının ardından içlerinden en sağlıklı olanının seçilip annenin rahmine enjekte edilmesi işlemine deniyor. Preimplantasyon Genetik Tanı’nın tüp bebek tedavisindeki en önemli amacının, “Embriyolardaki genetik anormalliklerin tespit edilmesini sağlamak ve böylece anormal yapılı embriyoların tespit edilmesinin mümkün hale gelerek tüp bebek tedavisinde bu embriyoların kullanılmasının da önüne geçmek” olduğunu anlatan Prof. Dr. Tavmergan PGT’yi şöyle detaylandırıyor:
“Çünkü anormal yapılı embriyolar ana rahmindeki tutulumu pek kolay olmuyor. Bu durumda tüp bebek tedavisinin tutmamasına ve başarısız olmasına neden oluyor. PGT yöntemi tüp bebek tedavisinde başarıyı arttıran önemli faktörlerden. Aynı zamanda PGT yöntemi ile hem baba hem de anne adayında yapılan genetik taramalar sayesinde potansiyel genetik sorunların da tespiti mümkün oluyor.”

Çipli tüp bebek uygulaması

Mikro çipli tüp bebek tedavisinden de bahseden Prof. Dr. Tavmergan çipli tüp bebek uygulaması ile yüksek kaliteli embriyolarla, gebelik şansının yükseldiği ifade ediyor ve uygulama hakkında şunları söylüyor:
“Geliştirilmiş sperm çipleri ile hormonların meydana getirdiği mikro kanalcıklarla vücudun kendi işleyişi taklit ediliyor. Tıpkı bir süzgeç gibi sağlıklı ve kaliteli olan spermler diğerlerinden ayırt edilebiliyor. Mikro kanalcıklardaki bu sağlıklı spermler farklı bir alanda toplanıyor. Mikro enjeksiyon yöntemi ile ayırt edilmiş spermlerin yumurta hücresiyle döllendirilmesi ile anne ve baba olmak isteyen adayların bu hayallerine kavuşma şansı artıyor.”