Sektörün yakından tanıdığı, özellikle emekli olduktan sonra da sanki emekli değilmiş gibi coşkuyla ve de heyecanla gönüllü çalışmalarda bulunan bir isim Prof. Dr. Melih Bulut. Hem sağlık sistemin daha da iyileştirilmesi ve sürdürülebilir olması ve hem de sektör emekçilerinin bireysel ve mesleki gelişmelerine koşulsuz katkı sağlamaya kendin adamış biri adeta. Bu nedenle iyi ki varsınız Melih Hoca. Prof. Dr. Bulut’un bir gönüllü çalışması daha oldu. Türkiye’nin yönetim anlamında örnek alınabilecek “İnegöl Devlet Hastanesi” ne gitti ve gözlemlerini tüm sağlık profesyonellerine örnek olması için samimiyetle yazdı.

Büyük şehirlerde, özellikle İstanbul’da o kadar kendimizle ilgiliyiz ki ülkemizin diğer köşelerinde neler oluyor pek bilmiyoruz. Bu sağlıkta da böyle. İnegöl Devlet Hastanesi’nin başarılarını çeşitli vesilelerle duyuyordum ama gidip görmek benim için çok etkileyici bir deneyim oldu. Hiç abartmıyorum; özel ya da kamu sektörünü ayırmadan, burasının şu anda Türkiye’nin insan odaklı hizmet veren ve en iyi yönetilen hastanelerinden birisi olduğunu iddia ediyorum.

10 bin adımda Türkiye turu

İnegöl çocukluğumda Ankara’dan Çanakkale Karayolları Kampı’na giderken önemli duraklardan biriydi. Köftelerin tadı hala damağımda. Şimdi bilhassa mobilya sektörünün gelişmesiyle neredeyse bir şehir olmuş. İnegöl Devlet Hastanesi de 350 yataklı büyük bir hastane. Yatay bir yapı olan binada yönetim, ilginç bir şey yapmış; 1. kat 2. kat gibi kişiliksiz tanımlamalar yerine hasta yatağı katı olan 7 katı Türkiye’nin bölgeleri olarak adlandırmışlar. 10 bin adımda hastanede, Türkiye turu yapabiliyorsunuz. Marmara katına geldiğiniz zaman koridorlarda sizi bu bölgemizin turistik şehir ve özgün yerlerinin fotoğrafları karşılıyor. Üstelik bunların bir kısmının önünde, örneğin Trabzon Uzungöl’de, 3 boyutlu öz çekiminizi de yapabiliyorsunuz. Her resmin altında uzunca bir bilgi yazısı var. Böylece koridorlarda beklemek zorunda kalan insanların can sıkıntısı yaşamamaları hedeflenmiş. Zaten hastanede her şey, tüm işletme ve yönetim mantığı hasta ve insan odaklı düşünülmüş.

Sağlık hizmetinde çözüm hattı
Whatsapp hattı

Türkiye’nin önemli özel hastanelerinde yöneticilik yaptım; patronlar ve yöneticiler olarak bu konuda iddialıydık. Fakat doğrusunu söylemek gerekirse bu arkadaşlar kelimenin tam manasıyla bizi “aşmışlar”. Örneğin göz kliniği levhasının hemen yanında büyükçe bir göz resmi var; okuma yazma veya türkçe bilmeyenlere yardımcı olmak için. Dört bir tarafta Whatsapp çözüm hattı numaralarını asmışlar. Bir düşünceniz ve sıkıntınız varsa hemen iletilebiliyorsunuz.

Hastalar kitap götürebiliyorlar

Tabii bu anlayışla düzenlenen çocuk kliniği başka bir güzellikte. Ben oradayken 23 Nisan münasebetiyle üniversite gençleri hasta çocuklara gösteri yapıyorlardı. Kliniğin güzel bir kitaplığı var; hastalar taburcu olurken istedikleri kitapları götürüyorlar. Yani kitap bağışlamak sevindirici olacaktır.

İnegöl’in medarı iftarı: “Hastane Müzesi”

Hastanenin girişinde olması gerektiği gibi gayet geniş ve ferah bir lobi var. Burada kurumun medarı iftiharı “Hastane Müzesi” yer alıyor. Bu müzede İnegöl’ün sağlık geçmişi eski belge ve fotoğraflardan yararlanılarak yeniden canlandırılmış. Bu gayreti duyanlar ellerindeki malzemeleri müzeye bağışlamışlar. Eski ambulanslar ve bilhassa Birinci Dünya Harbi’nde kullanılan bisiklet tipi ise en çok ilgi çekenler arasında. Asistanlığımda, hatta uzmanlığımızda cam enjektörler ve dezenfeksiyon için kaynatma kapları gibi sık kullandığımız bir çok araç gerecin artık müzelik olduğunu görmek ise ilginç oldu doğrusu. Müzenin bir köşesinde 14 Mart 2040’da açılacak çelik bir sandık var. 2016 Nisan ayında buraya pek çok bilgi, notlar, sonda gibi kullanılan tıbbi aletler koyulmuş. Sandık sadece 15 Temmuz sonrası bir kez açılarak o güne ait bazı belgeler konup tekrar kapatılmış. Bakalım 24 yıl sonra açıldığında o günkü hastane çalışanları geçmiş hakkında neler düşünecek?

Türkiye’nin en yoğun 36. acili İnegöl’de

İnegöl’ün bir sanayi şehri olması başvuruları belirliyor. Gündüz işte olduğu için hastaneye gelemeyen hastalar mecburen akşam saatlerinde acil servisi kullanıyorlar. Günde bin 500 hasta ile Türkiye’nin en yoğun 36. acili İnegöl’de. Bu nedenle acil servise ayrı bir önem verdikleri görülüyor. Kapalı triaj alanını ve yeşil alan polikliniğinin cesaretle ihtiyaca ve insanların kullanım alışkanlıklarına göre düzenlendiği de gözlerden kaçmazken, şimdi yoğunluğa rağmen her şeyin tıkır tıkır işlediği söylenebilir. Acil koridorlarında özellikle gerginliği azaltacak, onların deyimiyle “detoks yapacak”, tablolar da asılı. Kurumlarda mescitler genelde en izbe köşelerde olur. Halbuki hastaneler aşırı üzüntü, sevinç gibi karmaşık duyguların doruğa çıktığı, birçok insanın dini inancına daha da sarıldığı yerler. İnegöl Devlet Hastanesi’nde erkek ve kadınlar için mescit en kolay ulaşılabilecek güzel yerlerde.

Gerçek bir “Palyatif Bakım Ünitesi” bulunuyor

“Palyatif Bakım Ünitesi” bilhassa görülmeye değer. Yaşlı nüfusumuzun, kanser, kronik hastalıkların çok hızlı artması hastanelerde yoğun bakımların yükünü aşırı artırıyor. Bu nedenle palyatif bakım üniteleri çok gerekli. Nitekim İnegöl Devlet Hastanesi’nde 52 yataklı, iki bölümden oluşan bir ünite var ve çok da etkin hizmet veriyor. Burada da duvarları nostaljik eski Türk filmleri afişleri süslüyor. Klinik sorumlusu hekimle tanışamadım ama yatan hastaları fevkalade işine sahip, heyecanlı ve sorumlu hemşire arkadaşlarımla gezdiğimde gerçekten bu ünitenin ara yoğun bakım değil, palyatif bakım olarak kullanıldığını görmekten mutlu oldum. Hasta yakınları ekibe ve yönetime müteşekkirdi. Çünkü ihtiyaçlarını, örneğin çamaşır makinesi isteğini, ilettiklerinde hemen karşılandığını paylaştılar. Hastanede makul olan tüm düzenlemeler hasta ve çalışanların gereksinimlerine göre planlanıyor.

Doğum odalarında “İnegöl Lalesi” farkı

Hastanenin ve yönetim kadrosunun başarıları Sağlık Bakanlığı’mızca da biliniyor, destekleniyor. Örneğin doğum ünitesine, ülkede ilk uygulamalar arasında, hidroterapi eşliğinde travay düzeneği konmuş. Zaten doğum odaları ev gibi düzenlenmiş. Bunlardan birisinde 4 bacaklı mı, yoksa 6 bacaklı mı olduğunu anlayamadığım tuhaf, sandalye benzeri bir cisim vardı. Bunun ne olduğunu sorduğumda, “İnegöl Lalesi” diye yanıtladılar. Meğerse eskiden beri bu bölgede gebelerin ıkınmasını kolaylaştırmak için kullanılırmış. Bu tasarım harikası kesinlikle yaygınlaşmalı. İnegöl Devlet Hastanesi’nde kuvvetli, ödüllü bir ebe ekibinin bulunduğunu da söylemeliyim. Sanırım buna bağlı olmalı. Bu nedenle sezaryen oranlarının hayli düşük olduğunu ise belirtmeye gerek yok belki de…

Bakanlığımız hastanelerin dijitalleşmesine aşırı önem veriyor. Bu çerçevede İnegöl’de dijital kayıtlar HIMMS 6 seviyede, hızla 7 olmak istiyorlar.

Tuvaletleri gerçekten temiz bir devlet hastanesi

Artık yaşlandık, tuvalet ihtiyacını karşılamak özellikle önemli. Bilirsiniz böyle yerlerde tuvalet sorduğunuzda size özel anahtar verirler. İnegöl’de tuvaletler çok temiz. Önce tuvaletlerin bilimsel metot kullanarak niçin kirletildiğini araştırmışlar ve insanların kirli buldukları tuvaletleri kirli bıraktıklarını belirlemişler. Tuvalet alanlarında kirlilik hissinin de ıslak temizlik yapılması olduğunu bulmuşlar. Aldıkları önlemlerle, personel eğitimi ve uygun malzeme kullanımı ile şimdi tuvaletler her daim temiz, yani kuru ve temiz.

Hastane “Bebek ve Anne dostu”, ama bu özellikler yalnız belgelerde değil. Yenidoğan yoğun bakım ünitesi hemşiresi, diğer arkadaşları gibi, kendini mesleğine adamış bir insan. Her türlü fırsat ve teknolojiyi kullanarak annelere destek vererek emzirmeyi sağlamak ve sürdürmek için özel çaba sarf ediyor. Öyle ki yoğun bakıma emzirme için gelen anneler için hazırladıkları dikkat çekici ve eğitici sloganları da onların göz hizasına uygun yerlere asmış.

“Engelli dostu” ama “Yaşlı dostu” da olacak

Hastane aynı zamanda “Engelli Dostu”. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu konudaki engelsiz bina şartlarını yerine getirmişler. Engelli iseniz hemen girişteki bir telefondan destek isteyebiliyorsunuz. Her zaman geleceğe baktıklarından şimdilerde “Yaşlı Dostu” da olmak üzere çalışmalara başladılar, eminim ki o konuda da başarılı olacaklar. Bir projeleri de “Yeşil Hastane” olmak. Bunun için de ARGE departmanları vasıtasıyla (evet yanlış okumadınız) birçok araştırma yapmışlar. Örneğin çatıları güneş enerjisinden elektrik üretmeye çok uygun ve bunu da projelendirmişler. Önümüzdeki dönemde bu konuda da devlet kademelerinden gerekli desteği almaları bir rastlantı olmaz sanırım. Gelecekle ilgili bir projeleri de 2023’te eğitim ve araştırma hastanesi olmak. Diyorum ki keşke daha önce olsalar da buradan bir an önce insan merkezli düşünen, hastalığı olan insanların ve aynı zamanda çalışanların ihtiyaçlarını karşılamaya da odaklanan sağlıkçılar yetişse.

Önemli olan “yönetim zihniyeti”

Hastanede çalışanlar ve hastalar için düşünülmüş pek çok hoş ayrıntıyı bu kısa yazıya sığdırmak mümkün değil. Doğrusu çok ileri teknolojili veya çok cafcaflı döşenmiş hastaneler artık ilgimi çekmiyor, esas önemli olan yönetim zihniyeti. Örneğin özel ya da kamu birçok hastanenin vizyon, misyon, değerler belgesine baktığımda aralarında hiçbir fark göremiyorum. A hastanesinin belgesini sanki B aynen kopyalamış. Orada dursun diye, akreditasyonda gerekli olduğu için bir belge asılıyor ama pek kimse yazılan vizyon, misyon ve değerler çerçevesinde görev yapmayı içselleştiremiyor. İnegöl Devlet Hastanesi’nin farkı daha acil servisten içeri girdiğinizde sloganıyla kendini belli ediyor: “Yaşayan ve Yaşatan Hastane”. Tabii bu yönetim anlayışı vizyonu da etkiliyor, örneğin gelecek planlarını sergiledikleri videoda sağlık okuryazarlığı için en son teknolojileri nasıl kullanmak istediklerini gördüğünüzde gözleriniz yaşarıyor. Özetle burası çok başarılı yönetilen bir hastane ve her kademede görev yapan arkadaşlarımızdan öğreneceğimiz çok şey var. Hararetle zaman ayırıp gezmenizi ve öğrencilerinize göstermenizi öneririm.

NE’yi söyle, NASIL’a ekip karar versin

Başhekim Dr. Hayrettin Göçmen’in ilkesi “sen NE’yi söyle, NASIL’a ekip karar versin”. Böylelikle tüm çalışanlar daima “Nasıl daha iyi yaparız”ı düşünerek proje geliştirmeye çalışıyor. Haklı olarak benim gibi hastaneyi ziyaret eden ve etkilenen ilgililer EFQM Avrupa Kalite Büyük Ödülüne aday olmalarını önermişler. Şimdi buna hazırlanacaklar. Sonuç ne olursa olsun, bundan sonra benim gözümde kaliteli, insan odaklı, hasta odaklı çalışma denince aklıma gelecek ilk hastane İnegöl Devlet Hastanesi’dir. Emeği geçen kardeşlerimi kutluyor ve nice üstün başarılar diliyorum.